dugmereklam

1 Ekim 2011 Cumartesi

ASTİM BRONSİT Tedavisi Mümkün olan Bir Hastalıktır…


Astım akciğerlerinizde meydana gelen kronik bir rahatsızlık olup, iki farklı boyutu vardır:
Daralma(Constriction)
Akciğerlerinizdeki hava yollarının etrafındaki kaslar beraberce kasılır veya daralır. Bu daralmaya genel olarak “bronkokonstriksiyon” denir, ve akciğerlerinizin nefes alıp vermesini zorlaştırabilir.
İltihaplanma(Inflammation)
Astım hastasıysanız, akciğerlerinizde bulunan hava yollarınız genelde şişik ve rahatsızdır. Nöbet başladığı zaman daha da şişer ve rahatsızlanır. Doktorunuz bu şişme ve rahatsızlıktan “iltihaplanma” olarak bahsedebilir. İltihaplanma, ciğerlerinizden alıp verebildiğiniz hava miktarında azalmaya sebep olabilir.
Daralma ve iltihaplanma; hırıltılı solunum, öksürük, göğüs darlığı ve nefes darlığı gibi semptomlara yol açabilir. Ayrıca, tedavi edilmediği takdirde, astım uzun vadede akciğer işlevlerinin kaybına da sebep olabilmektedir.
Astımınız varsa ve herhangi bir tetikleyiciye maruz kalırsanız, akciğerlerinize giden hava yolları her zamankinden daha çok şişerek iltihaplanır ve nefes almanız zorlaşır. Hava yollarını çevreleyen kasların daralması sonucu hava yolları da kasılır ve mukoza oluşması nedeniyle “tıkanırlar”.
Astım semptomlarınızın alevlenmesine yol açan birtakım tetikleyiciler vardır. Bunların arasında alerjiler, enfeksiyonlar ve eviniz veya ofisinizde maruz kalabileceğiniz kuvvetli koku veya buharlar olabilir. Herhangi bir tetikleyiciye maruz kalıp tepki verdiğiniz zaman, hava yollarınız diğer tetikleyicilere karşı daha da hassaslaşır. Bundan dolayı, astımınızı sürekli olarak kontrol altında tutmanız önemlidir. Semptomlarınızın kuvvetli olmadığı zamanlarda bile hava yollarınız iltihaplı kalabilir.
Belirtileri:
Astımınız kontrol altında olmadığı zamanlarda neler yaşıyorsunuz? Nefes alırken ötme sesi mi çıkarıyorsunuz? Göğsünüzde darlık mı hissediyorsunuz? Çoğu astımlı hasta aşağıdaki klasik semptomların bir veya daha çoğunu yaşar:
Ötme Sesi - Nefes verirken çıkan ıslığa benzer ses.
Öksürük - Bir türlü kesilmeyen ve geceleri başlayan veya daha da kötüleşen bir öksürük
Göğüs Darlığı - Göğsünüzün çevresi halatla sıkılıyormuş gibi bir his
Nefes Darlığı - İncecik bir kamıştan nefes almaya çalışıyormuş, hatta hiç nefes alamıyormuş gibi bir his. Özellikle nefes vermekte zorluk.
Yukarıda sayılan semptomlar doktorunuzun önerdiği tedavi planına uymadığınız (hatta bazen uyduğunuzda bile) durumlarda oluşabilir.
Astımın temel gerçeği şudur: Astım hiç yakanızı bırakmayan sessiz ve sinsi bir rahatsızlık olabilir. Semptomlarınız olmadığı zamanlarda bile hava yollarınız daralmış ve iltihaplı olabilir. Bu yüzden de kendinizi iyi hissediyor olsanız bile astımı sürekli olarak kontrol altında tutmak büyük önem taşır. Tedavi edilmediği durumlarda, astımın uzun vadede akciğer işlevi kaybına yol açtığını gösteren kanıtların sayısı artmaktadır.
Astım tetikleyicileri:
Astım tetikleyicileri, çevrenizde bulunan ve astım semptomları veya astım nöbeti yaşamanıza neden olabilecek şeylerdir. Astım semptomlarınızı alevlendirebilecek çeşitli tetikleyiciler vardır ve bunlar insandan insana farklılık gösterir. Siz tetikleyicilerinizi belirleyip bunlardan uzak kalarak, rahatsızlık veren astım semptomlarını önleyebilirsiniz. Tetikleyicilerinizi tanıyıp, belirleyip bunlardan kaçınmak, astımınızı başarıyla kontrol altına alabilecek detaylı bir eylem planının parçası olmalıdır. Astım tetikleyicilerinin tümünden kurtulmak mümkün olmayabilir. Yine de, onları ev ve iş ortamınızda olabildiğince kenidinizden uzak tutmalısınız. Bu sayede, çok daha az astım semptomu veya nöbeti geçirerek daha sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz.
Sigara
Evinizde ve etrafınızda sigara içilmesine izin vermeyin, bilhassa yatak odası ve arabanızda. Dumanaltı alanlardan uzak durun.
Toz Böcekleri
Toz böcekleri, kumaş ve halılarda yaşayan, gözle görülmeyen hayvancıklardır.
Yatak ve yastığınızı toz geçirmeyen özel bir kılıfla kaplayın.
En az 5 yılda bir eski yastıklarınızı yenileri ile değiştirin.
Yatağınızdaki çarşaf ve yorganları her hafta sıcak suda yıkayın. Suyun ısısı 55 dereceden yüksek olmalıdır (ev tozları bu ısıda ölür).
Yatağınızın tozlanmaması için, gündüzleri tüm yatağı kaplayan bir yatak örtüsü serin. Gece örtüyü başka bir odaya koyun.
Ev Hayvanları
Bazı insanlar tüylü hayvanların derilerinden dökülen maddeler veya kurumuş tükürüğe karşı alerjik olabilmektedir. Eğer sizin için de durum böyle ise;
Hayvanınız varsa ona yeni bir ev bulun veya baştan evinize sokmayın. Bunu yapmak çok zor olabilir. Ama hayvanlara alerjiniz varsa, astımınızı kontrol altına almanın en iyi yolu bu olacaktır.
Evinizde hayvan bulunmasına engel olamıyorsanız hiç olmazsa yatak odanıza sokmayın ve yatak odasının kapısını sürekli kapalı tutun.
Yatak odanızdaki klima mazgallarına filtre taktırmayı deneyin.
Evinizdeki halıları ve varsa mobilyaların üzerine attığınız kumaşları kaldırın. Bu mümkün değilse, hayvanı evde bunların olduğu odalara sokmayın.
Hamamböcekleri
Astımı olan birçok kişi hamam böceklerinin kuru döküntü ve dışkılarına alerjiktir.
Yatak odanızda yiyecek bulundurmayın.
Yiyecek ve çöpü kapalı kutularda bulundurun (gıda maddelerini asla dışarıda bırakmayın).
Tuzaklar ve ilaçlar ile hamamböceklerini yokedin.
Hamam böceklerini öldürmek için sprey kullanıyorsanız, koku geçene kadar o odaya girmeyin.
Ev Küfü
Damlayan musluk, boru ve diğer su kaynaklarını onarın.
Küflü yüzeyleri çamaşır suyu içeren bir temizlik maddesi ile silin.
Küflenmiş banyo perdelerini yıkayın veya yenileyin.
Duman, Kuvvetli Kokular ve Spreyler
Mümkünse odunlu soba, kerosenli ısıtıcı kullanmayın ve şömine yakmayın.
Parfüm, talk pudrası, saç spreyi ve boya gibi kuvvetli koku ve spreylerden uzak durmaya çalışın.
Polen veya Açık Hava Küfleri
Alerji mevsimi süresince aşağıdakileri yapmaya çalışın:
Pencereleri kapalı tutun.
Mümkünse, öğlen ve öğleden sonra saatlerinde evde kalın ve pencereleri kapalı tutun. Polen ve bazı küf tipleri bu saatlerde çok yoğundur.
Alerji mevsimi başlamadan önce astım tedavinizde herhangi bir ayarlama gerekip gerekmediği konusunda doktorunuza danışın.
Spor
Astımınız olsa da aktif bir yaşam sürebilirsiniz. Egzersiz, spor, oyun veya yoğun çalışma gibi aktivitelerde bulunurken astım semptomları yaşıyorsanız doktorunuzla görüşün.
Egzersiz yapmaya başlamadan önce semptomları önlemek amacıyla herhangi bir ilaç alma konusunda doktorunuza danışın.
Egzersize başlamadan önce 6 ila 10 dakika boyunca gerilerek veya yürüyerek ısının.
Hava kirliliği ve polen düzeylerinin (polene alerjiniz varsa) yüksek olduğu zamanlarda açık havada çalışmayın veya başka bir aktivitede bulunmayın.
Soğuk Algınlığı ve Enfeksiyonlar 
Soğuk algınlığı ve enfeksiyonlar astımınızı tetikliyorsa, kendinizi hasta hissettiğiniz zamanlarda nasıl bir tedavi planı uygulamanız gerektiği konusunda doktorunuz ile görüşün. Ayrıca aşağıdakileri deneyebilirisiniz:
Grip aşısı olun.
Bol bol dinlenin, dengeli beslenin, düzenli olarak egzersiz yapın, bol sıvı tüketin, ve soğuk algınlığı olanlardan uzak durarak sağlıklı kalmaya çalışın.
Hava
Soğuk ve rüzgarlı günlerde ağız ve burnunuzu bir atkıyla kapatın.
Polen ve küf alerjiniz varsa, polen ve küf düzeylerinin yüksek olduğu günlerde sokağa çıkmamaya çalışın (hava raporlarını takip edin).
Diğer Tetikleyiciler
Sülfitli gıdalardan uzak durun: Örneğin, astım semptomlarına neden oluyorsa, bira veya şarap içmeyin, karides, kuru meyve, veya işlenmiş patates yemeyin.
Alerjik Astım 
Alerjik astım, polenler veya hayvan dışkısı gibi alerjenlere karşı alerjik bir tepki olarak tetiklenir. Bu tip astım hastalarının kendileri veya ailelerinde alerji (örneğin, saman nezlesi) ve/veya egzema (kaşıntılı, kızartılı ve su toplaması gibi sonuçlar doğuran bir cilt problemi) geçmişi vardır.
Mevsimsel Astım 
Alerjik astımın bir şekli olan mevsimsel astım, havaya polen bırakan ağaçlar, çimen ve çiçekler tarafından tetiklenebilir. Örneğin, bazı insanların astımı ilkbaharda bitkiler çiçek açarken daha kötü olur. Bazı insanlar ise yazın son dönemleri ve sonbaharın başlarında yapraklar küf tuttuğunda daha çok sorun yaşar.
Alerjik Olmayan Astım 
Bazı astım hastalarının nöbetleri alerji kökenli olmaz. Bu kişilerin semptomları ve hava yollarında oluşan değişiklikler alerjik astımı olanlarla aynı olsa da, astımlarını tetikleyen şey alerji değildir. Ancak, astımı olan birçok kişi gibi, tütün dumanı, tahta dumanı, oda deodorantları, çam kokuları, taze boya, ev ve temizlik ürünleri, mutfaktan gelen kokular, iş yerinde bulunan kimyasallar, parfümler ve hava kirliliği gibi havadan solunan bir veya daha fazla alerjik olmayan rahatsız edici madde yüzünden astım nöbeti geçirebilirler. Nezle veya grip gibi sıradan solunum enfeksiyonları veya sinüs enfeksiyonu da semptomların ortaya çıkmasına neden olabilir. Egzersiz, soğuk hava, hava sıcaklığında ani değişimler, ve hatta gastroözofageal reflü bile alerjik kökenli olmayan astım hastalarının semptomlarını tetikleyebilir.
Spor/Egzersiz Kökenli Astım 
Egzersiz kökenli astım, egzersiz veya benzeri fiziksel aktivitelerden tetiklenen astım semptomları anlamına gelir. Bu semptomlar genelde egzersiz esnasında veya hemen sonrasında fark edilir. Bu tip astım hastalarının kışın açık havada spor yapmaları özellikle yanlıştır.
Gece Astımı 
Astımı olan her kişide olabilir. Gecenin ortasında, genellikle saat 2 ila 4 arasında kötüleşen astım semptomlarına bu ad verilir.
Astım semptomlarının gece daha da kötüleşmesine neden olan şeyler arasında sinüs enfeksiyonları ve ev tozları, veya hayvan döküntülerinin neden olduğu burun akıntıları da sayılabilir. Vücut saatinizin de burada bir rolü olabilir. Vücudunuzun astımla savaşmak için ürettiği adrenalin ve steroid gibi maddeler sabah saat 4 ve 8 arasında en düşük düzeydedirler. Bunun sonucunda, astım semptomlarının bu saatlerde nüksetmesi daha kolaydır.
Kronik Obstrüktif, Amfizem, Kronik Bronşit Akçiğer Hastalığı (KOAH)

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)
1. Tanım 

KOAH akciğerin zararlı gaz ve partiküllere karşı anormal enflamatuar yanıtı sonucu ortaya çıkan tıkayıcı ve ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Ekspirium (nefes verme) sırasında havayollarında ortaya çıkan çökme ve aşırı bronşial ifrazat havayollarında daralmaya neden olarak hava akım hızını azaltmakta ve bu olay sürekli olarak şiddetini arttırarak hastanın yaşam kalitesinde bozulmaya yol açmaktadır. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi KOAH'ta havayollarında meydana gelen değişikler geri dönüşümsüzdür ve sürekli ilerleyici karakter gösterir.American Thoracic Society'nin tanımına göre KOAH, Kronik bronşit ve amfizeme bağlı hava akımı kısıtlaması ile karakterizedir. Yine aynı derneğin tanımlamasına göre Kronik bronşit, birbirini izleyen iki yıl içersinde bir başka nedene bağlanamayan ve en az 3 ay süren kronik öksürük ve balgam çıkarma olarak ifade edilebilir. Amfizem ise akciğerin en uç noktalarında yer alan ve atmosfer havasından Oksijeni alıp kandaki Karbon dioksiti havaya vermemizi sağlayan alveolerin (küçük hava kesecikleri) anormal ve kalıcı genişlemesidir. Bu 2 hastalığın akciğerde yerleştiği alan ve yapmış oldukları kalıcı değişiklikler farklı tipte olmakla beraber KOAH,genellikle kronik bronşit ve amfizemin değişik oranlarda birlikteliği ile karakterizedir.

2. Dünyada ve ülkemizde KOAH'nın boyutu nedir ? 
Tüm dünyada ciddi bir ölüm nedeni olan bu hastalık yüzünden her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişi yaşamını yitirmektedir.Bu hastalalığın 2020 yılında küresel yük açısından ilk 5. sıraya yerleşeceği tahmin edilmektedir.ABD'de 1968-1995 arası yaşa uyarlanmış ölüm oranlarının seyrine bakıldığında,koroner kalp hastalığı, inme, diğer serebrovasküler hastalıklar ve bunların dışında kalan diğer tüm ölüm nedenlerinde azalma izlenirken, aynı dönemde KOAH nedenli ölüm oranlarında ciddi bir artış olduğu (% 163) saptanmıştır. KOAH bugün tüm dünya genellinde ölüm nedenleri arasında 6. sırada yer almaktadır ve 2020 yılında 3. sıraya yerleşeceği öngörülmektedir. Ülkemizde elimizde kesin sayısal veriler olmamakla birlikte yaklaşık 2,5-3 milyon KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir.

3. KOAH için risk faktörleri

KOAH için risk faktörleri astımda olduğu gibi genetik ve çevresel olmak üzere 2 grupta ele alınabilir. Yandaki tabloda görülen risk faktörlerinden en önemlisi sigara kullanımıdır. Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişiminden sorumlu en büyük risk faktörü sigara iken gelişmekte olan ülkelerde sigaranın yanısıra çevresel ve mesleki zararlı gaz ve partiküllere ya da hava kirliliğine maruz kalma da önemli oranda KOAH gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Örneğin ülkemizde bazı kırsal alanlarda yakıt olarak kullanılan tezek dumanı KOAH için risk faktörü olarak ele alınmalıdır.

Aktif sigara kullanımı KOAH için bilinen en önemli risk faktörüdür. Sigara içenlerde KOAH gelişme riski içmeyenlere göre 10-25 kat daha fazladır. Aktif sigara içenlerin sigarayı bıraktıklarında solunum fonksiyon testlerindeki yıllık kayıp hızı, sigara içmeye devam edenlere göre ileri derecede azalmaktadır. Sigarayı bırakma yaşı ne kadar erken olursa solunum fonksiyon testlerindeki bozulma hızı o derecede yavaşlamaktadır. Bugün sigara içenlerin yaklaşaık % 15-20 kadarında KOAH geliştiği bilinmektedir.

Mesleksel maruziyet de KOAH için önemli risk faktörüdür. Havalandırması kötü, korunma önlemlerinn uygulanmadığı dumanlı ve tozlu işyerlerinde çalışanlarda KOAH gelişimi için normal popülasyona göre daha yüksek risk taşımaktadırlar.

4. Hastalığa ait belirti ve bulgular 
Hastalığın ilk belirtileri öksürük ve balgam çıkarmadır. KOAH hastalarının büyük çoğunluğu aynı zamanda sigara tiryakisi olduğundan öksürük ve balgam yakınması başlangıçta hasta tarafından sigaradan oluyor düşüncesi ile önemsenmez. Oysa bu dönemde hastalığa tanı konulması hastanın geleceği açısından son derece önemlidir. Erken dönemde sigaranın bırakılması ile hastalık belirtileri gerileyebilir ve hastalık gelişimi durabilir. Öksürük genellikle sabahları daha fazla ve arka arkayadır.Kronik bronşitin ön planda olduğu KOAH olgularında çoğu kez öksürükle birlikte balgam çıkarma da vardır. Hastalığın bu dönemde fark edilmemesi ve sigaraya devam edilmesi neticesinde hastalık ilerler ve hışıltılı solunum, nefes darlığı gibi yakınmalar ortaya çıkar. Ayrıca bazı hastalarda balgamla birlikte hafif hemoptizi(kan tükürme) olabilir.Ön planda amfizemin yer aldığı KOAH olgularında ise hastalar en fazla nefes darlığından yakınırlar. Bu gruptaki hastalarda hışıltılı solunum, öksürük ve balgam çıkarma yakınmaları daha seyrektir. Yine amfizemin ön planda olduğu KOAH hastaları genellikle astenik, ince yapılı tiplerdir. Buna karşın Kr.bronşitin ön planda olduğu KOAH hastaları tıknaz kısa boylu yapıdadırlar. KOAH'ın ağır ve çok ağır formlarında kandaki Oksijen miktarında azalma ve buna bağlı siyanoz ve en nihayetinde sağ kalp yetersizliğine bağlı, ayaklarda şişme gibi belirtiler ortaya çıkar.

5. Hastalığın tanısı 
Sigara kullanımı,zararlı gaz ve partiküllere maruziyet veya genetik risk faktörleri varlığı ile birlikte kronik öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi semptomlar ile başvuran hastalarda standart akciğer grafisi ve solunum fonksiyon testleri yapılmalıdır. Standart akciğer grafisinde KOAH'na ilişkin bulgular saptanabilmekle beraber yukarıdaki şikayetlere neden olabilen akciğer kanseri, bronşektazi gibi diğer akciğer hastalıklarının tanısı da konulabilir.Solunum fonksiyon testleri ise KOAH tanısının objektif olarak kesinleştirilmesini ve hastalığın varlığı durumunda ağırlık derecesinin belirlenmesini sağlar. Bu tetkikleri dışında EKG ve tam kan sayımı gibi yardımcı tanı yöntemlerine de başvurulabilir.

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI
“KOAH, kronik bronşit ve amfizeme bağlı olarak gelişen hava akımı obstrüksiyonunun varlığı ile karekterize bir hastalıktır; hava akımı obstrüksiyonu genellikle progressiftir, havayolu hiperreaktivitesi ile birlikte olabilir, kısmen reversibl olabilir.”

“Kronik Bronşit, birbirini izleyen iki yıl, her yıl üç ay süreyle, kronik öksürüğe ait başka bir neden olmaksızın kronik prodüktif öksürük olmasıdır.”

“Amfizem, terminal bronşiollerin distalindeki hava yollarının belirgin fibrozis olmaksızın, duvar harabiyeti ile birlikteki anormal kalıcı genişlemesidir. Harabiyet respiratuvar havayollarının üniform bir şekilde olmamasıdır; asinüs ve komponentlerinin düzgün görünümü bozulmouştur veya tamamen kaybolmuş olabilir.”

Kronik bronşit klinik, amfizem anatomik olarak tanımlanmaktadır.

Tanımlardan anlaşılacağı üzere KOAH’ta hava akımı sınırlanması irreversibl’dır. Ancak reversibl komponentin olması tanıyı ekarte ettirmez. Böyle durumlarda özellikle yaşlılarda kronik astma ile ayrımı zor olabilmaktedir. KOAH’lı hastalarda kronik bronşit, amfizem ve astma arasındaki ilişki Venn diyagramında görülmektedir. Bu diyagrama göre hava akımı obstrüksiyonunun tamamen reversibl olduğu astma hastaları (alan 9) KOAH grubuna dahil edilmemektedir. Ancak kısmi reversibilitesi olan, kr. Bronşit ve/veya amfizem komponentlerini de içeren astmalı hasta grubu (alan 6, 7, 8) KOAH tanımına girmektedir. Hava akımı obstrüksiyonu ile birlikte bulunan kronik bronşit ve amfizem genellikle birlikte bulunmaktadır (Alan 5). Sigara dumanına maruziyette olduğu gibi bir kısım astma vakalarında kronik bronşitin belirtisi olan prodüktif öksürük olabilir (Alan 6). ABD’de bu hastalara sıklıkla “Astmatik Bronşit” veya “KOAH’ın astmatik formu” denir. Hava akımı obstrüksiyonu bulunmayan kronik bronşit ve/veya amfizemli hastalar KOAH hastası sayılmaz. Kistik fibrozis, bronşektazi, obliteratif bronşiolit ve bazen LAM, Histiositozis X gibi spesifik etyolojiye bağlı, kronik hava akımı obstrüksiyonu bulunan hastalıklar KOAH tanıma alınmaz (Alan 10).

EPİDEMİYOLOJİ:
MORBİDİTE
Prevalans ile ilgili bilgilerimiz sınırlıdır. ABD’de 14 milyon KOAH hastası olduğu, bunların yaklaşık 12.5 milyonunun kr. bronşit, 1.65 milyonunun ise amfizem olduğu tahmin edilmektedir. KOAh’lı hasta sayısının 1982’den 1995’e kadar %41.5 arttığı saptanmıştır. Populasyon temelli çalışmalarda kronik havayolu obstrüksiyonu ve amfizem tanısı erişkin beyaz erkeklerde %4-6 ve erişkin beyaz kadınlarda %1-3 bulunmuştur.

Ülkemizde 1992 yılı için Kr. Bronşit, Amfizem ve Astma için hastaneye yatış oranı 141.5 /100 000 bulunmuştur. KOAH morbiditesi erkeklerde daha yüksektir. Özellikle 45 yaşın üzerinde fark artmaktadır. Bu fark erkeklerin daha sıklıkla sigara içmesine ve daha sık mesleki maruziyetine bağlanmaktadır. Sigara içiminin kadınlarda giderek artması nedeniyle yakın gelecekte kadın erkek farkının azalacağı tahmin edilmektedir.

MORTALİTE: 
Günümüzde KOAH’a bağlı ölümler gittikçe artmaktadır. 1966-86 yılları arasında kalp ve serebrovasküler hastalıklara bağlı ölüm hızları %45 ve %58 oranında azalırken KOAH nedenli ölüm hızları %71 artmıştır.

1991’de ABD’de ölüm nedenleri arasında 4. sırayı almıştır ve 85,544 ölüm olmuştur ve ölüm hızı 18.6 / 100,000 olarak bulunmuştur. 1985’te tüm ölümlerin 3.6’sı KOAH’a bağlı iken %4.3 ölümde katkıda bulunan faktördür. KOAH ileri yaş grubunun hastalığıdır. 1985 yılında KOAH nedeniyle ölen olguların %95’inden fazlasının 55 yaşın üzerinde olduğu saptanmıştır.

55 yaşın altında mortalitede kadın erkek arasında fark yokken, bu yaştan sonra erkeklerde artmakta ve 70 yaş civarında 2 katının üzerine ulaşmaktadır.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 1994’te ülkemizdeki tüm yataklı tedavi kurumlarına A93 (Astma, Kr. Bronşit, Amfizem) kodu ile 98,897 hasta yatırılmış ve bunların 1328’i (% 1.34) ölmüştür. Buna göre mortalite (kaba ölüm hızı) yüzbinde 2.2’dir. 1994’te hesaplanan kaba ölüm hızı yüzbinde 760 ve yataklı tedavi kurumlarındaki kaba ölüm hızı ise yüzbinde 115.6’dır. Buna göre düzeltilen KOAH mortalitesi yüzbinde 14.5 olacaktır. Bu değer ABD’den bildirilen değerlere daha yakındır.

RİSK FAKTÖRLERİ
Patogenezin anlaşılması ve çevresel faktörlere önlem alınması açısından önemlidir.

Bilinen en önemli risk faktörü sigaradır.

Kesinlik Derecesi
Çevre Faktörleri
Konakçı Faktörleri

Kesin
Sigara

mesleki maruziyet
Alfa-1 Antitirpsin eksikliği

Büyük Olasılıkla
Hava kirliliği

Sosyoekonomik durum

Alkol

Çocuklukta pasif sigara içiciliği

Diğer mesleki maruziyet
Düşük doğum ağırlığı

Çocukluk solunum enfeksiyonları

Atopi (IgE yüksekliği)

Bronş hiperreaktivitesi

Aile öyküsü

Tahmin Edilen
Adeno virüs enfeksiyonları

Diyette Vit. C eksikliği
Genetik predispozisyon

A grubu kan

Non-sekretuar IgA


KOAH gelişme riskinin %80-90’ından sigara tek başına sorumludur. %10’dan azında alfa-1 antitripsin sorumludur. Normal serum AAT miktarı olan (150-350 mg/dl) Pi MM fenotipi Avrupa nüfusunun %90’ını oluşturmaktadır. Pi ZZ fenotipinde serum AAT normalin %16’sıdır ve bunlarda amfizem gelişir. Koruyucu etkiyi sağlayan düzey (80 mg/dl) normal serum düzeyinin %35’idir. Bu nedenle Pi SZ heterozigotlarda AAT ara düzeylerdedir ve KOAH gelişimi için önemli bir risk faktörü sayılmaz.

AAT Eksikliği Araştırma Endikasyonları

1. Sigara içmeyen KOAH’lı kr. Bronşit hastaları

2. Risk faktörü olmaksızın bronşektazi varlığı

3. 50 yaşından önce başlayan KOAH

4. Bazal amfizem olması

5. Özellikle 50 yaş altında düzelmeyen Astma

6. AAT yetmezliği ve 50 yaş altında KOAH aile öyküsü

7. Risk faktörü olmaksızın Siroz

Toz, duman ve gazlara mesleki maruziyet de KOAH için önemli risk faktörüdür. Kadmiyum, silika ve tozlar için bu durum belirlenmiştir. Sigara ve hava kirliliği ile birlikte etki artmaktadır. KOAH riskinin yüksek olduğu meslekler maden işçiliği, metal işçiliği, ulaşım sektörü, odun/kağıt imalat sanayii, çimento, tahıl ve tekstil işçiliğidir. Silika nedeniyle altın madeni işçilerinde risk kömür madeninden fazladır.

DOĞAL SEYİR VE PROGNOZ
KOAH hastalarına genellikle geç dönemlerde tanı konulmaktadır. Düşük FEV1 değerlerinde bile hastalar semptomsuz veya az semptomlu olabilirler. Bu nedenle tarama amaçlı spirometrik tetkikler önemlidir.

KOAH’ta yaşam süresini kısaltan faktörler

İleri yaş

Sigarayı bırakmamak

FEV1 < %50

FEV1’deki azalmanın hızlı olması

Bronkodilatörlere cevabın az olması

Hipoksemi

Kor pulmonale

Birçok çalışmada sigara içmeyen sağlıklı kişilerde 30 yaştan sonra FEV1 değerinde her yıl 20-30 ml azalma olduğu saptanmıştır. Sigara içenlerde ise bu azalma %10-20 daha fazladır. Yoğun sigara içicilerinde ise daha fazladır. KOAH hastalarında ise 48-91 ml’dir. Bu nedenle FEV1 veya FEV1/FVC değerleri %70’in altında olan kişiler ilerde KOAH hastası olabilecekleri konusunda uyarılmalıdırlar.

Hafif havayolu obstrüksiyonu olan hastaların prognozu genellikle iyidir. FEV1 değeri > %50 olan hastaların yaşam süresi obstrüksiyonu olmayan sigara içicilerine yakındır. Ancak ağır obstrüksiyonu olan ve hiperkapnisi olanlarda prognoz kötüdür. FEV1 değeri 1lt’nin altında olanlarda 5 yıl yaşam yaklaşık %50’dir.

PATOLOJİ VE PATOGENEZ
Hastalığın ortaya çıkmasında en önemli faktör uygun genetik yapıdır.

Uygun Genetik Yapı +
Risk Faktörleri =
KOAH

Atopi, IgE yüksekliği,

havayolu hiperreaktivitesi, AAT eksikliği
Sigara, tozlar, enfeksiyon vs.

Patolojik değişiklikler büyük havayolları, küçük hava yolları ve akciğer parankimine aittir.

Büyük Hava Yolları
Mukus hipersekresyonunun çoğunluğu büyük havayollarından kaynaklanır. Goblet hücrelerinde yapısal genişleme ve sayıca artış (hipertrofi ve hiperplazi) vardır. Fokal squamöz metaplazi ve düz kas hipertrofisi de bulunabilir. Erken dönemlerde bile havayollarında inflamasyon vardır. Mukozada başlıca mononükleer hücreler, bronşial sıvıda başlıca nötrofiller olmak üzere eozinofiller de bulunmaktadır. İleri dönem KOAH’ta kartilaj atrofisi saptanmıştır.

Küçük Havayolları
KOAH’ta havayolu direnci artışının başlıca yeri küçük bronşlar ve bronşiollerdir. Goblet hücre sayısında artma (metaplazi), intraluminal mukusta artma, inflamsyon, kas kütlesinde artma (hipertrofi), fibrozis, obliterasyon ve hava yollarında daralma vardır. Bu değişiklikler küçük veya periferal hava yolu hastalığı, kronik obstrüktif broşiolit gibi terimlerle tarif edilmektedir.

Akciğer Parankimi
Parankime ait değişiklik amfizemdir. Başlıca iki tip amfizem vardır: Sentriasiner amfizem, respiratuarbronşiollerden başlayarak alveol kanalları ve alveollere kadar yayılan, asinusun ortasının tutulup çevre alveollerin normal bulunduğu amfizemdir. Sentrilobüler amfizem, sentriasiner amfizemin bir formu olup uzun zamandan beri sigara içenlerde görülen amfizemdir. Panasiner amfizem, tüm asinusun destrüksiyonu ile karekterizedir. AAT eksikliğinde görülür. Başlıca alt lobları tutar. Üçüncü bir amfizem tipi distal veya paraseptal amfizem olup asinusun distalindeki alveol kanalları, keseleri ve alveollere ait amfizemdir. Fibröz septalara veya plevraya yakındır. Bül ve blebler oluşturarak, apikal büller fibrotoraksa, dev büller akciğer kompresyonlarına neden olabilmektedir.

Çok ilerlemiş KOAH’ta pulmoner dolaşım, sağ kalp ve solunum kaslarında da yapısal değişiklikler meydana gelir.

KOAH’ta irreversibl havayolu obstrüksiyonu nedenleri elastin-kollagen doku yapısındaki proteolitik harabiyete bağlı elastisite kaybına bağlı olarak oluşan veya küçük hava yollarında obliterasyon, distorsiyon ve fibrozistir. Reversibl obstrüksiyon nedenleri düz kas kontraksiyonu, mukus hipersekresyonu, mukoza ödemidir. Bu yapısal değişiklikler remodeling kavramı ile ifade edilmektedir. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : ASTIM BRONSİT Teda,Alerjik Astım,Astımınız kontrol

Astım hastaları yolculukdan evvel ne yapmalı

26/8/2011 · Kategori: astim-hastalari , Sağlık


Alınabilecek önlemler nelerdir :
- Seyahat öncesinde mutlaka kontrol amaçlı muayene yapılmalıdır.
- Doktora seyahat edecek yer hakkında bilgi verilmeli; doktor da seyahat esnasında hastalığın nüksetmesi durumunda ne yapılacağına ilişkin yazılı bir eylem planı hazırlamalıdır.
- Seyahat edilecek bölgenin seçiminde doktora danışılmalıdır.
- Ağır gıda alerjisi olanlar, mümkünse yiyeceklerini kendilerinin hazırlayabilecekleri bir yerde kalmayı tercih etmelidir.
- Yalnızca mevsimsel özellikler bakımından değil, yerel polenler açısından da Türkiye’den farklı olan güney yarımküredeki bölgeler seçilmelidir. Polenler açısından en uygun bölgeler, deniz kenarındaki yerler olup; kıyı bölgelerinde polen miktarı genellikle daha düşüktür.
- Seyahat edilecek bölgeler seçilirken; dağ yürüyüşü gibi 1.500 metrenin üzerindeki irtifalarda havadaki oksijen miktarının giderek azaldığı, kayak gibi kış sporlarında soğuk havanın astım atağını tetikleyebileceği, tüple dalmanın astım ve alerjik hastalar için uygun bir spor olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.
- Kullanım süresi geçmemiş “astım” ve “saman nezlesi” ilaçları, seyahat esnasında bireylerin yanlarında olmalı ve her türlü ihtimale karşın, ihtiyaçtan daha fazla miktar alınmalıdır.
- Bagajların kaybolma veya gecikmesi tehlikesine karşı ilaçlar, el çantasında bulundurulmalıdır.
- Yurtdışı seyahatlerinde gümrüklerde sorun yaşamamak için, ilaçların sürekli kullanılması gerektiğine dair bir belge ile ilaçların içeriğine ait bilgiler doktordan alınmalıdır.
- İhtiyaç duyulduğu takdirde, iletişim kurabilmek için doktorun telefon numarası kaydedilmelidir.
- “Astım”ı, takip etme ile hastalığın şiddetinin belirlenmesinde en belirleyici yöntem olan PEF metre (zirve akım hızı ölçer) alınmalıdır.
- Seyahate otomobil ile çıkılacak ise aracın polen filtresi, yola çıkılmadan önce yenilenmelidir. Son yıllarda geliştirilen hava filtreleri; polen, bakteri, kurum, moloz ve endüstriyel toz gibi tüm kir parçacıklarını %100 oranında filtre ederek, araç içerisine girmelerini önleyebilmektedir. Bu sayede “saman nezlesi” ve “alerjik astım” gibi hastalıklara sahip yolcular, seyahat sırasında rahatlıkla nefes alarak; konforlu bir şekilde sürüş keyfi yaşayabilmektedir. Alerjisi olan kişilerin, seyahat süresince, otomobil camlarını kapalı tutmaları ve havalandırma için klima kullanmaları da faydalıdır.
- Tren ve otobüs gibi toplu taşıma araçları ile seyahat etmek, gerekli önlemleri almak açısından zor olacağı için zorunlu kalmadıkça, bu araçlar tercih edilmemelidir.
- Uygun koşullar sağlandığı takdirde; uçak ile yolculuk yapılmasında bir sakınca yoktur. Uçaklarda kabin basıncı son 40 yıldır karaya yakın fizyolojik koşullara göre ayarlandığı için oksijen azalmasına bağlı olarak, sıkıntı yaşama olasılığı hemen hemen hiç yoktur. Kuru klima havası, uçuş korkusu ve diğer yolcular ile olan yakın temas “astım” ve “saman nezlesi” hastalarında krize neden olabilmekte; ancak uçağa binmeden önce kullanılacak kısa etkili bronş genişletici bir ilaç, krize bağlı olarak ortaya çıkabilecek sıkıntıyı büyük ölçüde engelleyecektir. Alınan tedbirlere rağmen uçakta şikâyetler ortaya çıktığında kısa etkili bronş genişletici bir ilaç ile birlikte oksijen kullanımı, hastayı rahatlatacak ve krizin şiddetlenmesini önleyecektir. “Alerjik rinit”i olanların, özellikle iniş sırasında basınç farkı nedeni ile karşılaşabilecekleri sinüs ve orta kulak problemleri, uçağa binmeden önce kullanılacak burun spreyleri ile önemli ölçüde önlenebilmektedir.
- Tatilde otelde kalınacak ise rezervasyon öncesi otelin alerjenden arındırılmış katı veya odası olup olmadığı kontrol edilmeli ve bu şartların sağlanacağının garantisi,
- Seyahat acentesinden yazılı olarak istenmelidir. Böyle bir olanak olmadığı takdirde; en iyi çözüm, antialerjik materyalden yapılmış kişisel yatak çarşafı ve yastık kılıfının otele götürülmesidir. Bir diğer önlem ise odanın kullanılmadan önce akarisidler ile temizlenmesini sağlamaktır.
- Gidilecek yere ulaşılınca, en yakın doktor, ambulans servisi ve hastane acil servisinin telefon numaraları edinilmelidir.
- Ani bir “astım” atağı veya alerjik reaksiyon gelişmesi durumunda ne yapılması gerektiği seyahat esnasında, bireyin yanındaki kişilere anlatılmalıdır.
- Seyahat edilen ülkenin dili bilinmiyorsa; hastalık ile ilgili sorunların anlatabileceği bir yazı hazırlanmalı veya sözlük alınmalıdır.

Yaz Ayları Astım ve Alerji Hastaları İçin Tuzaklarla Dolu


Polen kabusunun bittiğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz…

Astım, alerjik nezle ve alerjik göz rahatsızlıklarının önde gelen tetikleyicilerinden olan polenler, sanılanın aksine sadece ilkbaharda değil; yaz ortasından sonbahara dek yayılma gösterirler. Dolayısıyla, kişinin bu grup polenlerden hangisine karşı alerjisi varsa, o dönemde yakınmaları artar.

Otel odanızda halı olmasın

Yazın dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri tatile gidilecekse seçilecek otelin ya da yazlığın alerjenler açısından gözden geçirilmesidir. Halılar ev tozu akarlarını barındırabildiklerinden, otel odasının halı içermemesi ve mümkünse yüksek kalitede hava filtreleme sistemi olması tercih edilirken sigara içilmeyen odalar seçilmelidir. Yine akar alerjisi olan kişiler eğer varsa akar geçirmeyen yatak ve yastık kılıflarını yanlarında götürmelidir. Kuş tüyü yastıklar da alerjik kişilerde soruna neden olabileceğinden tercih edilmemelidir. Hastanın evcil hayvan alerjisi varsa, evcil hayvan kabul etmeyen otel seçilmelidir çünkü hayvanlardan dökülen alerjen maddeler ortamda varlıklarını uzun süre sürdürebilmektedirler. Gidilen bölgedeki polen örtüsü de önem taşımaktadır. Kişinin alerjik olduğu bitkilerin yoğun olduğu bölgeler, polen mevsiminde tatil için tercih edilmemelidir.

Uçak yolculuğu yapacaksanız…

Yolculuk esnasında da, hasta alerjenlerle karşılaşabilir. Araba ya da otobüslerdeki döşemeler ve halılar ile havalandırma sistemleri, ev tozu akarları ve küflerin barınağı olabilir. Dış ortam alerjenlerine maruz kalınmasını engellemek açısından, araç camlarının açılması yerine, klima kullanılmalıdır. Araca binilmeden camların açılarak 10 dakika boyunca klimanın çalıştırılması, klima sistemindeki toz ve küfün boşaltılması açısından yararlı olacaktır. Uçak yolculuklarında astım hastalarının kabin içi havasından olumsuz etkilenmesi mümkündür. Fazlasıyla kuru hava kimi zaman burun kuruluğuna neden olabileceğinden, tuzlu su içeren burun spreyleri şikayetlerin önlenmesinde önerilir. Bu tür spreylerin uçuş boyunca saat başı tekrarlanması, burun mukozasının aşırı kurumasını engelleyecektir.

Havuzdaki klor alerjinizi tetikleyebilir

Yaz aylarında karşılaşılabilecek başka bir alerjen de havuz dezenfeksiyonunda kullanılan klordur. Klor alerjisi olan kişi havuza girdiğinde ciltte kızarma, kaşınma, gözlerde batma, öksürük, hapşırık ve hırıltı gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtiler birkaç saatten birkaç güne kadar sürebilir. Klor alerjisi olmadan da kimyasal maddelere karşı duyarlı olan kişilerde benzer şikayetler görülebilir. Bu tür alerjilerden korunmada havuzdan çıkar çıkmaz duş yapmak, yüzme sonrası burnu temizlemek için tuzlu su spreyleri kullanmak, burna ve kulaklara su girmesini önlemek için tıkaç ve saç bonesi takmak uygun olur. İdeali, denizi ya da klor kullanılmadan dezenfekte edilmiş havuzları tercih etmektir.

Dondurma alerji nedeni

Soğuk deniz ya da havuza girmek de alerjiyi tetikleyebilir. Buna “soğuk alerjisi” denir. Soğuk alerjisi olan kişilerde soğuk bir uyarana maruz kalma sonucu vücutta kızarma, kaşıntı ve şişme olabilir. Dondurma gibi soğuk yiyeceklerle dudaklarda şişme görülebilir. Ağır durumlarda baş ağrısı, karın ağrısı ve bayılma ortaya çıkar.

Güneşe de dikkat

Güzel güneşli günler içimizi ısıtsa da, güneş de alerji yapabilir! Kimi alerjik kişilerde güneş ışığına maruz kalma sonucu, kaşıntı, kızarıklık, hatta ciltte su toplaması gibi belirtiler görülebilir. Bu tipte alerjisi olan kişilerin özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşte kalmamaları, kol ve bacaklarını örtecek uzun giysiler giymeleri, güneş gözlüğü ve şapka takmaları ve güneşe çıkmadan önce güneşten koruyucu kremler kullanmaları uygun olacaktır. Kimi antibiyotikler, doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçların kullanımı sırasında güneşten kaçınılması önerilmektedir.

Böcek ve arı sokmaları beklenenden kötü sonuçlanabilir

Yazın açık havada karşılaşılan bir başka sorun da böcek ve arı sokmalarıdır. Daha önceden arı sokması sonucu alerji gelişmiş bir kişide yeniden sokma ile aynı şiddette veya daha ağır bir tablo gelişme olasılığı yüzde 60 kadardır. Arıları uzak tutmak için onları cezbedecek güzel kokular kullanılmamalı, açık renkli giysiler tercih edilmeli, yiyecek ve içecekler açıkta bırakılmamalıdır. Eğer arı sokması sonucu nefes darlığı; çarpıntı; tüm vücutta kızarma, şişme; tansiyon düşüklüğü gibi belirtiler görülüyorsa, kişi derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

Tatil egzersizlerinde aşırıya kaçmayın

Hareketsiz geçen kış aylarından sonra yazları açık havada aşırı egzersiz yapılması da alerji ve astım krizini tetikleyebilir. Yürüyüş de dahil olmak üzere tüm egzersiz çeşitleri ile kişide nefes darlığı, hırıltı, öksürük, göğüste sıkışma hissi, kaşıntı, deri döküntüsü ve bayılma gibi belirtiler görülebilir. Bu tür alerjiden korunmak için yemek sonrası 4-6 saat boyunca egzersizden kaçınmak; egzersiz öncesi bazı ağrı kesicilerden uzak durmak ve adet dönemlerinde egzersiz yapmamak uygun olacaktır. Ayrıca, egzersize yavaş yavaş başlayıp ve aynı şekilde bitirmek de önerilmektedir

HASTALIKLAR VE BİTKİLERLE TEDAVİ



APANDİSİT
Bu hastalığı önleyici en etkili şey, Böğürtlen çayıdır.
ARPACIK AĞIZ YARALARI
Sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir
Birer çorba kaşığı böğürtlen yaprağı, hunnap, mercimek ve sinirli yapraktan oluşan karışımı kaynatıp, ılıkken gargara yapabilirsiniz.
Kuru üzüm, anason ve balı aynı ölçüde karıştırıp, yaraların üzerine sürebilirsiniz.
Bol kekik çiğneyin.
AKCİĞER RAHATSIZLIKLARI
Isırgan tohumu, karabiber, mürsafi, bal ve hardal eşit miktarda karıştırılır ve sabah akşam birer çorba kaşığı yenir.
ALERJİ
100gr. ısırgan otu + 100gr. kırkkilit otu karışımını çay gibi demleyip, günde 3 çay bardağı içmek ve bu tedaviye en az 20 gün devam etmek gerekir.
Şahtere otu çay gibi demlenip, sabah akşam 1 su bardağı içilebilir.
Birer çorba kaşığı Acı yonga ve Ravend çini, demlenip sabah akşam birer bardak içilir.
Kaşınan bölgeye Oğulotunu
1 çay bardağı sıcak suya bir tutam papatya konur ve bir müddet sonra süzülerek bununla göze masaj yapılır. Bu tedavi 2 saatte bir, 5-10 dakika tekrarlanır.
ASTIM
1 lt. suya 1 tutam Mersin yaprağı veya ısırgan konur ve 10 dk. kaynatılıp demle-
nir ve süzülür. Günde 8-10 çay bardağı, şekersiz olarak içilir.
1 lt.sıcak suya 5 yemek kaşığı Isırgan otu konur, 5 dk. sonra süzüp günde 8-10 bardak şekersiz içilir.
BADEMCİK
Kekik gargarası çok etkilidir.
Balık yağı içirilmelidir.
BASUR
Zulumba ve Üzerlik tohumu eşit oranlarda katıştırılıp, sabahları aç karnına 1 çay kaşığı yenir.
BAŞ AĞRISI
Baş ağrısının pekçok sebebi olabilir. Etkili tedavi için bu sebepleri ortadan kaldır-
mak gerekir.
1 bardak sıcak suya birer tutam lavanta, papatya, nane, biberiye ve kekik konur,
5 dk. sonra süzerek günde 2-4 bardak içilir.
BÖBREK VE MESANE TAŞI
1 lt. suya birer tutam Kırkkilit otu, Mısır püskülü ve Kiraz sapı konur, 5 dk. kay-
natılır ve süzerek günde 2-4 bardak içilir.
Ağrıyı dindirmek içinse; 1 lt. suya birer tutam Keten tohumu ve Meyan kökü ko-
nur, 15 dk. kaynatılıp süzülür ve günde 3-4 bardak, aç karnına içilir.
CİLT HASTALIKLARI
80g. ravent çini, 1kg bal ile karıştırılarak günde 3 öğün aç karnına 1 tatlı kaşığı yenir.
DAMAR TIKANIKLIĞI
250g.Hayıt tohumu, 6lt suda yarım saat kaynatılır ve günde 3 öğün, aç karna, bir çay bardağı içilir. ( Tansiyon düşürücü etkisi vardır. )
DUDAK ÇATLAMASI
Balmumu ve gülyağı birlikte eritilerek çatlaklara sürülür.
Susam yağı da iyi bir koruyucudur.
ERGENLİK SİVİLCELERİ
Şap ve narkabuğunu sirkeli suda kaynatıp bu su ile sivilceleri silmek yararlıdır.
GASTRİT
Hergün kahvaltıdan önce 1 çay kaşığının dörtte biri oranında Hardal tohumunu, ılık su ile içmek ve bu tedaviyi 20 günlük kür halinde yapmak faydalıdır.
GUATR
Tere tohumu, nöbet şekeri veya bal ile eşit oranlarda karıştırılıp yenir.
Deniz süngeri kurtulup toz haline getirilir ve balla karıştırılarak yenir.
KALP KRİZİ
Ökseotu çayı, Melisa çayı ve Adaçayı içmek kap krizini önleyici etkiye sahiptir. Ayrıca Civanperçemi, Atkuyruğu ve kekik oturma banyoları da yararlıdır.
KANSIZLIK
50g. Kınakına, 1kg siyah kuru üzüm ve 1/2kg Mürdüm eriği ile, 3lt suda bir müddet kaynatılır ve günde 3 öğün içilir.
KAS ERİMESİ
Günde 3-4 bardak Aslanpençesi çayı yudum yudum içilmelidir.
KEMİK ERİMESİ
Günde 3-4 bardak Civanperçemi çayı yudum yudum içilmelidir.
KİREÇLENME
400g. Ardıç tohumu, 1kg bal ile karıştırılır ve bu karışımdan, günde 3 öğün, aç karnına, 1 tatlı kaşığı yenir.
NEFES DARLIĞI
Bir miktar Deniz kadayıfı, toz haline getirilir. Ihlamur içine 1 çay kaşığı oranında katılarak kaynatılıp içilir.
ÖKSÜRÜK
Günde 20g.'dan fazla olmamak kaydıyla, Defne tohumu bal ile karıştırılıp yenir.
100g. toz zencefil ve 100g. toz zerdeçal 1kg bal ile karıştırılarak günde 3 öğün aç karna, 1 tatlı kaşığı yenir.
PROSTAT
100g. Eğir kökü, 5lt suda, 2.5lt kalıncaya dek kaynatılır. Günde 3 öğün, yemeklerden yarım saat önce, 1 çay bardağı içilir.
Aynı miktarda Kereviz tohumu da aynı şekilde hazırlanarak günde 3 öğün, yemeklerden 15dk. önce, 1 çay bardağı içilir.
ROMATİZMA
Hardal tohumu dövülüp, bal ile karıştırılarak yenir. Ayrıca, ağrılı bölgeye sürülür.
Aşağıdaki yağlar belli oranlarda karıştırılıp ağrılı bölgeye tatbik edilir ;
·  Pelesenk yağı : 100g.
·  Kekik yağı      : 70g.
·  Alabalık yağı  : 50g.
·  Karanfil yağı  : 25g.
SEDEF HASTALIĞI
50g. Isırganotu, 50g. Şahtereotu ve 50g. Civanperçemi 1 lt. sıcak suda 15 dakika bekletilip süzülür ve günde 3-4 bardak içilir.
ŞEKER HASTALIĞI
1 lt. sıcak suya 20g. Mersin yaprağı konup 5-10 dakika demlenir ve gün boyu içilir.
250g. servi kozalağı, 250g. pelinotu ve 100g. melisa 2.5lt. alkole konur. Hava almayan bir kapta 45 gün bekletilir ve günde 3 üğün, aç karna, 1 kahve fincanı suya 8-10 damla damlatılarak içilir.

ASTIM HASTALIĞI NEDİR?


ASTIM HASTALIĞI NEDİR?


Astım kronik bir akciğer hastalığıdır.
Astım belirtilerine hava yollarının enflamasyonla şişmesi yol açar.
Nefes alma esnasında solunum olayının olduğu alveol tabir edilen hava boşluklarına naklini sağlayan iletici hava yollarında daralma, tıkanıklık, hava akımında zorlanma ile oluşan bir hastalıktır.
Hava yollarında mikrobik olmayan bir iltihaplanma oluşur.
Enflamasyon hava akımını engelleyerek ara sıra astım nöbetleri veya krizlerine neden olur.
ASTIMA YOL AÇAN ÇEVRESEL  FAKTÖRLERİ BAZILARI
Ev tozu
Evcil hayvanlar
Hamamböceği
Kalorifer böceği gibi haşereler
Küf mantarları
Polenler
Bazı ilaçlar
İşyerlerindeki mesleki uyarıcılar
Sigara dumanı
Hava kirliliği
Bazı gıdalar
Katkı maddeleri
İklim değişiklikleri
Solunum yolu enfeksiyonları
Bunlar bazıları


MESLEK İLE İLİŞKİSİ
Fırıncılarda
Kuaförlerde
Boyacılarda
Çifçilerde
Mobilya ve kereste işlerinde
Gıda sektöründe çalışanlarda
Bunlar bu iş kollarında çalışanlarda  görülme sıklığı bulunuyor.işdeğişikliği gereke bilir.

ÇEVRESEL FAKTÖRLER
MEVSİMLERLE ETKİLERİ

Bazı hastalıklarda ane babadan genetik yollarla çocuğa da geçer.
Astım genetik bir hastalık denilemez fakat etkendir. Çevresel faktörlerin etkiside önemlidir tek başına bir etki söz konusu değildir sadece çevresel faktörlerlede astım hastalığına da çıkması kaçınılmaz olabilir.
Anne veya baba astım olan bir hasta için çoçuğuda astım olur demek yanlış olabilir.her ihtimelde gözardı edilmeden tedaviye yakın durulmalı ve doktor kontrolleri sık yapılmalı.
       SOLUNUM SİSTEMİ İLE GENEL  BİLGİLER
Vücut dokularında yaşamsal olayların sürmesi için gerekli
OKSİJENİ havadan sağlayan sisteme SOLUNUM SİSTEMİ denir. Solunum yolları ile solunum organı akciğerlere gelen hava alveol duvarındaki kapillerin içindeki kana(Eritrosit’lere) geçer. Dokularda metabolizma sonucu biriken karbondioksit ’tekapillerler deki kandan alveollere geçer ve dışarı atılır. Öyleyse kısaca diyebiliriz ki solunum sistemi vücut
İçin gerekli O2’yi sağlar, vücutta oluşan CO2’ti dışarı atar.
Bu sistem 3 bölümde incelenir.
1-Üst solunum yolları: (Cavumnasi, paranasalsinuslar ve nasopHarynx)
2-Alt solunum yolları: (Larynx, trachea ve bronchi)
3-Solunum organı: PULMO “Akciğer”
Solunum yolları fonksiyonel olarak ayrıca hem solunum, hem de
Başka görevi olan(Cavumnasi koku alma, cavumorms sindirim ve tat alma, pharynx sindirim ve işitme, larryx ses çıkarma)solunum
Yolları ile yalnız solunum görevi olan solunum yolları(Trac-
Hea, brochi) olarak ta ayrılabilir.


Bronchi: Beşinci veya göğüs omuru hizasında trachea ikiye ayrılır. (Bifurcatiotrachea) bu şekilde sağ ve sol iki bronkus (Bronchusprincipalisdexter et sinister) meydana gelir. Bu iki broncus arasında 70 derecelik bir açı oluşur ki açının tepesi hizasına (içeride) carinatracheae denir. Sağ sol bronchusprincipalisler arasında şu farklılıklar vardır.


BroncusPrincipalisDexter
BroncusPrincipalisSinister
 UZUNLUĞU     
                  2cm (Kısa)
                   5cm (Uzun)
 ÇAP              
                 15mm(kalın)
                   10mm(ince)
TRACHEA EKSENİ


YAPTIĞI AÇI
                 24,5–25 derece
                   45,5 derece



SOLUNUM ORGANI: 
Dışarıdan oksijenin alınıp karbondioksitin dışarı atıldığı organ akciğerdir. Akciğerler (pulmones) sağ sol (pulmodexter et sinister) olmak üzere iki tanedir. Göğüs boşluğunda bulunurlar ki iki akciğer ortada kalp, esophagus, trachea, büyük damarlar ve önemli sinirler içeren MEDİASTİNUM adı verilen aralıkla birbirlerinden ayrılmışlardır.
Bir akciğer yarım bir koniye benzer, buna göre konveks bir yan yüzü (faciescostalis), az konkav bir iç yan yüzü (faciesmedialis, mediastinalis) ve aşağıda bir tabanı (faciesdiaphragmatica) ile yukarda tepe (apexpulmonis)’si vardır. Margoanterior ve margoinferior’u belirgindir.
İç yüzde akciğere girip çıkan oluşumların bulunduğu alana HİLUS PULMANİS (göbek) denir. Hilus yolu ile akciğere bronşlar, akciğer arterleri ile sinirler girer, akciğere venleri ile lenfa damarları çıkar. Bu oluşumların tümüne birden akciğer kökü anlamında “RADİX PULMONİS” denir.
Sağ ve sol akciğer üzerlerindeki derin yarıklarla (fissuraeinterlobares) lobuspulmonislere (akciğer lobları) ayrılmıştır. Pulmodexterlobussuperior, lobusmedius ve lobusinferior olarak üç lob olmasına rağmen pulmosinisterlosussuperior ve lobusinferior olarak iki lobdan ibarettir. Sağ akciğerde bu lobları fissurahorisontalis ve fissuraobliqua, sol akciğerde ise sadece fissuraobliqua birbirinden ayrılmıştır.
Akciğerlerin tabanı diaphragma üzerine oturur. Tepesi aperturathoracissuperioru (claviculanın ortası hizasında l.costadan itibaren) 2-3cmi aşar.
1-Akciğerin yapısı: BroncusprincipalislerHiluspulmonisten içeri girince “AKCİĞER İÇİ BRONŞLARI” genel adını alırlar ve o taraf akciğerinin loblarına göre sağda üç solda üç dala ayrılırlar. Bu ilk dallara “BRONCHİ LOBARES” denir. Bunlarda birkaç segmente “BRONCHİ SEGMENTALES” segmentlerde çok sayıda bronchiolilere ayrılır. Bu şekilde ayrılmalarına devam eden bronşların çapları gitgide küçülür duvarlarındaki kıkırdak giderek yok olur yerini düz kaslardan ibaret bir duvar alır. Epitelkübikleşir, siller ve salgı hücreleri yok olur. Bronş ağacının son dallanmaları bronchioliterminales, bronchiolirespiratori, ductulialveolares şeklindedir. Ductulialveolareslerin duvarları incedir ve yer yer şişkinlikler gösterir ki bunlara sacculialveolipulmonislerde sonlanırlar. Alveol duvarı yassı tek sıra endotel hücrelerden elastik ve reticüler liflerden yapılır. Bunlar etrafında kapiller bulunur ki, kapillerden akciğer venleri başlar. Her bir akciğerden iki adet VV. PULMONALES çıkar.
Ductulialveolares, sacculialveolares,  alveolipulmonis birlikte bir akciğer acinusunun oluştururlar. 12–18 akciğer acinusu da lobulipulmonum olarak adlandırılır. Her bir lobulipulmonum da bağımsız bir akciğercik olarak değerlendirilir.
Akciğerin dış yüzü serözpleura ile örtülüdür.
Bronşların duvar yapıları tracheaya benzer. Bronkuslar ait oldukları taraf akciğeri içine girerek birçok kollara ayrılır.
 Bronş ve bronşiyollerin geri dönüşsüz olarak genişlemesine neden olan kronik, nekrotizan bir enfeksiyondur. Distal hava yolları daraldığı ve tıkandığı için, hastalık obstrüktif niteliktedir.
Yüksek ateş, öksürük ve bol miktarda kötü kokulu balgam ile karakterlidir.
Etiyolojisinde obstrüksiyon, nekrotizanpnömoniler ve değişik doğumsal veya herediter hastalıklar olabilir.
Makroskopik olarak hava yolları genişlemiştir ve çıplak gözle bakıldığında, plevra komşuluğunda bile görülebilirler. (Normal olarak plevradan 2-3 cm uzakta çıplak gözle seçilemez olmaları gerekir).

alerjik astım, alerjik astım belirtileri, alerjik astım bronşit,


Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar:
Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının daralması
Bronşun içini saran zarın şişmesi
Hava yollarında mukus ( sümük – balgam ) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını yer yer tıkaması



Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir?
Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı şeklinde ifade edebilir. Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur.
Astımın Bulguları Nelerdir?
Öksürük. Astımın sık bir bulgusudur. Özellikle gece öksürüğü olur. Egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. Hava yollarındaki mukus birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması nedeni ile olur.
Vızıltı. Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur. Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı zaman nefes verirken duyulur.
Sık Soluma. Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık nefes alıp verebilir. Bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye içinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın.
Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler. Daha ağır astım nöbetlerinde görülen bir bulgudur. Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. Bu bulgu saptandığında hemen hastaneye başvurunuz.
Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ?
Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz:
1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler )
Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır:
Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler )
Çiçek tozları ( polenler )
Küf
Hayvan tüyü
2. Enfeksiyonlar
Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır.
3. Hava değişimi
Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir
4. Egzersiz Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden
olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin
engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta
egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz.
5. Irritanlar ( tahriş ediciler )
Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir.
Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?
Astım genellikle akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir hastalıktır. Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir.
Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar ile ilgili problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. Buruna yönelik uygun tedavi ile (burun temizliği ve doktorun önerisi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların olması önlenebilir.
Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir

Astıma karşı iyi gelen bitkiler
Hasta, kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır. Bunun nedeni de, akciğerlerdeki küçük hava borularının daralmasıdır. Buralardan geçen hava, ıslığa benzeyen bir ses çıkarır, ki buna hırıltı denir. astım, bir kaç grup nedenden kaynaklanır. Bunların başında da bünye gelir. Yani, bazı kimselerde baş ağrısı ne kadar tabi bir şeyse, diğerlerinde de astım o kadar doğaldır. Bazı kimseler, toz, kıl, yumurta, süt, aspirin, çiçek tozu ve benzeri şeylere karşı hassastırlar. Bu hassasiyet, astım krizleri şeklinde kendini gösterir. Tedavi için, hastayı etkileyecek bu unsurların ortadan kaldırılması yapılacak ilk iştir. Aşırı heyecan veya korku da astım krizine yol açabilir. Bu gibi durumlarda hastayı sakinleştirmek yapılacak ilk iştir. Bazı kimselerde de, Had Bronşit sonucu astım krizi görülebilir. Kalp yetmezliği de astım krizine neden olabilir.
adaçayı
Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.
alerji
Vücudun, bazı madde veya hava şartlarından etkilenmesi yahut psikolojik etkenler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olan etkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; şahsa göre değişir. Kiminde kaşıntı, kiminde kurdeşen, kiminde astım görülür. Hasta, eğer bazı maddelerle temasından dolayı alerji oluyorsa, o maddenin uzaklaştırılması ile mesele kendiliğinden çözümlenmiş olur.
boru çiçeği ( çan çiçeği )
Nefes darlığı , bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.
gelincik
Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.
güzelavratotu
Ağrı kesici ilaç yapımında kullanılır. Ayrıca, mide, barsak, astım, kalp, sinir ve beyin hastalıklarının tedavisi için yapılan ilaçlarda da kullanılmaktadır.
kalp yetmezliği
Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır. Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır. Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır. Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir: Sigara içmeyin. Yemeklere fazla tuz koymayın. Uykularınızı ihmal etmeyin. İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın. Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin.
kantaron
Çayı kuvvet verici, iştah açıcı, ateş düşürücü ve hazmı kolaylaştırıcı olarak verilir. Ayrıca astım ve mide ağrılarında da faydalı olduğu bilinir.
lahana
Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor.
melekotu
Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu dövülüp başa sürülecek olursa bitleri öldürür. astım nöbetlerine faydalıdır.
nefes darlığı
Tıp dilinde dispne denilen nefes darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları, mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, akciğer hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de terk etmeleri gerekir.
öksürük
Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan öksürüktür 3 grupta toplanır. – Kuru öksürük Nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık, bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürükler balgamsızdır, yani kuru öksürüktür. – Nöbet şeklinde gelen öksürükBu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam görülür. – Balgamlı öksürük Bu çeşit öksürük, sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberküloz’un bir işareti olabilir. Öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır
turp
Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır.

Hamilelikte Astıma Dikkat,astım ve hamilelik,hamilelikte astım


Hamilelerin üçte birinde astım sorununun ortaya çıktığını belirten uzmanlar, hamilelik döneminde astım ve alerjik sorunlarla karşılaşılmaması için dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Kayseri Nuh Naci Yazgan Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Demirel, astım ve alerjik problemi olan kadınların hamilelik öncesinde gerekli testlerin yapılmasının uygun olacağını söyledi.
Hastalığın duyarsızlaştırma yapılarak hamilelik sırasında oluşabilecek krize karşı önlem alınabileceğini altını çizen Dr. Demirel, bu işlemin hamilelik sırasında da yapılacağını kaydetti. Ancak astım ve alerjik e karşı bir önlem veya test yapılmazsa bebeğin zarar görebileceğini ifade eden Dr. Demirel, “Yapılan bir araştırmaya göre hamilelerin üçte birinde astım sorunu ortaya çıkıyor. Hamilelik döneminde özellikle güvenirliliğini kanıtlamamış ilaçların kullanılmaması gerekir. Annelerin gebelik döneminde yoğun sigara içmesi düşük riskini arttırabilir. Solunumu olumsuz etkilediği için evde sigara içilmemelidir. Astım nefes darlığı konusunda da anne adaylarının önceden test yaptırması gerekir” şeklinde konuştu.