dugmereklam

1 Ekim 2011 Cumartesi

Astım hastalığı ve hamilelik hakkında bilgiler


Toplumda yaygın görülen rahatsızlıklardan birisi şüphesiz astım olmuştur. Gebelik döneminde de yaşanan bu rahatsızlık hakkında merak edilen tüm soruların cevaplarını uzmanlar bizlerle paylaştı sevgili Arkadaşlarım.
Astım hastalığı ve hamilelik
Astım mutlak tedavisi bulunmayan solunum sisteminin kronik bir hastalığıdır. Astımlı kişilerdeki en önemli değişim solunum yollarında görülen iltihap yani enflamasyondur. Bu mikrobik bir olay olmayıp solunum sistemini oluşturan yapıların şiş ve kızarık olması şeklinde basitleştirilebilir. Bu enflamasyon hava yollarını astım ataklarına neden olan ya da başlatan dış etkenlere karşı çok daha duyarlı hale getirir.
Normal soluk alma sırasında hava önce burundan geçer. Hava burada ısınır, nem oranı artar ve yabancı küçük maddelerden temizlenir. Alınan hava daha sonra gırtlaktan geçerek trakea adı verilen soluk borusunua girer. Trakea akciğerlere girmeden önce ikiye ayrılır ve bunlar sağ ve sol bronkus olarak adlandırılır. Bronkuslar daha sonra giderek incelen binlerce hava yoluna ayrılır ve bunlar da bronşiyoller olarak isimlendirilir.
Astımda genellikle etkilenen kısım işte bu bronşiyollerdir. Astımlı bir kişi atakları başlatan herhangi bir etkenle karşılaştığında aşırı hassas hava yolları daha da şişer, enflame olur ve daralır. Sonuçta akciğerlere giren ve çıkan hava akımında bir tıkanıklık meydana gelir ve kişinin soluk alıp vermesi güçleşir.
Kaç çeşit astım vardır
Astım kronik bir hastalıktır. Zaman zaman iyileşmiş gibi görünebilir ve ataklar çok uzun süre ortaya çıkmayabilir. Ancak hava yollarında kronik enflamasyon olduğundan herhangi bir dönemde yeniden alevlenebilir. Temel olarak 2 tür astım varlığından söz edilebilir.
Alerjik astım: Genelde çocuklarda ve ergenlik çağındaki kişilerde görülür. Alerjiye neden olabilen herhangi bir madde örneğin hayvan tüyü, ev tozu bu atakların başlamasına yol açabilir. Genelde 35 yaşından önce ortaya çıkan astım hastalığı alerjik türdedir.
Alerjik olmayan astım: Bu tür astım daha ziyade orta yaştaki kişilerde görülür. Astım atakları egzersiz, soğuk hava, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi faktörlerce tetiklenir ve ortaya çıkar. Astım ataklarından alerjik mekanizmalar sorumlu değildir.
Astım atağı nedir?
Astım atağı zaten aşırı duyarlı olan hava yollarının gösterdiği reaksiyon sonrasında ortaya çıkan solunum sıkıntısı olarak özetlenebilir. Alerjik ya da başka bir nedenle hava yolları daralınca hava akımları zorlaşır. Bu daralmanın 3 temel nedeni vardır.

* Hava yollarını çevreleyen kasların kasılması
* Hava yollarını döşeyen dokuların şişmesi
* Hava yollarında normal olarak üretilen salgılar (mukus, balgam) dışarı atılamadığı için buraları tıkaması
Astım bulguları çok hafif ya da çok şiddetli olabilir. Bazı kişilerde sadece mevsimsel alevlenmeler görülürken, bazılarında sadece egzerszi sonrası ya da alerjik bir maddeyle karşılaşılmasını takiben ortaya çıkabilir. Bazılarında ise olay çok daha kroniktir ve hemen hergün bulgular görülebilmektedir.
Hava yolları daralıp tıkandıkça soluk alıp vermek ve havayı buradan geçirebilmek için daha fazla efor harcanması gerekir. Hava daralmış bir alandan geçerken ıslık benzeri bir ses çıkmasına neden olur. Bu ses astım ataklarında tipiktir.
Astım ataklarında en sık karşılaşılan yakınma ve bulgular şunlardır:
Öksürük: Öksürük çok sık karşılaşılan ancak kolaylıkla atlanabilen bir astım bulgusudur. Genelde astım dışında başka bir soruna bağlanır. Genel kural olarak sağlıklı kişiler boğazlarında birşey olmadığı ya da soğuk algınlığı gibi enfeksiyonlara yakalanmadıkları sürece öksürmezler
Wheezing: Daralmaya bağlı olarak görülen ıslık sesi wheezing olarak adlandırılır. Astım için tipiktir.
Göğüs sıkışması: Daralmış hava yollarından havayı geçirebilmek için daha fazla efor gerektiğinden pekçok astımlı kişi göğsünden rahatsız edici bir his ve daralma tanımlar.
Nefes darlığı: Bazı kişilerce hava açlığı olarak tanımlanan ve sanki alınan nefes yetmiyormuş hissini uyandıran durumdur.
Mukus üretimi: Pekçok astımlı kişide kalın ve aşırı miktarda balgam üretimi vardır. Bu mukus solunum yollarını tıkayarak öksürüğe neden olur.
Çoğu zaman astım bulguları geceleri ya da sabahın ilk saatlerinde şiddetlenmektedir.
Uzun yıllardır astım ile yaşayan kişiler atakları nelerin tetiklediğini az çok bilirler. Öte yandan bir astım atağı çoğu zaman ortaya çıkmadan önce belirtiler verir. Kişinin hastalığını iyi tanıması ve bu belirtilere dikkat etmesi atak gelmeden önce önlem alabilecek zamana sahip olmasını sağlar.
Astım tehlikeli bir hastalık mıdır?
Astım atakları çoğu zaman hafif ya da orta şiddette görülür ve ilaçlara kolay cevap vererek birkaç dakika ile birkaç saat arasında düzelir. Ancak bazı ataklar rutin ilaçlara cevap vermeyebilir ve acil müdahale gerektirebilir. Bu tür şiddetli ve uzun süren ataklar hayati tehlike doğurabilir.
Astımın iyi kontrol edilmesi ne demektir?
Astım kesin tedavisi olmayan kronik bir hastalıktır. Bu nedenle tüm tedavi girişimlerinde amaç iyi astım kontrolü sağlamaktır. Burada kastedilen uzun süre ataksız dönem geçmesini ve atak varlığında biran önce normale dönmesini sağlamaktır.
İyi astım kontrolünün hedefleri şunlardır:
Wheezing, öksürük ve nefes darlığının olmaması
Gece uykusunun astım atakları ile bölünmemesi
Egzersiz ve günlük aktivitelerin sorunsuz yapılabilmesi
Atakları rahatlatan ilaçların haftada üç kereden az kullanılmasının sağlanması
Hamilelik ve astım
Astım hamilelikte en sık karşılaşılan sistemik kronik hastalıklardan birisidir ve tüm hamilelerin %4-7′sinde görüldüğü kabul edilmektedir. Bununla birlikte hayatı tehdit edecek şekilde şiddetli astım atakları çok daha nadir olarak %0.05-2 arasında görülür. İyi kontrol edilmediği taktirde hem anne adayında hem de bebekte ciddi sorunlara neden olabilir. Astım daha önceden var olabileceği gibi ilk kez hamilelik sırasında da ortaya çıkabilir.
Hamilelikte solunum sisteminde ortaya çıkan fizyolojik değişiklikler
Hamilelik dönemi tüm vücut sistemlerinde olduğu gibi solunum sisteminde de bazı değişikliklere neden olur. Bu değişikliklerin hemen hepsi normal kabul edilir ve vücudun gebeliğe uyumu için gereklidir.
Özellikle son dönemlerde genel ödeme paralel olarak ve östrojen hormonunun etkisiyle solunum yollarında da ödem ve şişlikler olur. Bunun sonucunda burun tıkanıklığı, akıntı, horlama ortaya çıkabilir.
Rahim büyüdükçe diyafram kasını yaklaşık 4 cm yukarı iter ve göğüs çapı artar. Progesteron hormonu ise akciğer kapasiteleri üzerinde değişikliğe neden olur. Buna bağlı olarak hamile bir kadın daha hızlı soluk alıp verir ve kandaki oksijen ve karbondioksit oranları değişir.
Tüm bu değişimler hamile kadınlarda daha kolay ve şiddetli solunum yetmezliği ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Gebeliğin astım üzerindeki etkileri
Astım gebelik döneminde değişken bir seyir izler. Genel olarak hastaların 1/3′ünde hastalığın seyrinde düzelme, 1/3′ünde kötüleşme saptanırken geri kalan üçtebirlik kısımda herhangi bir değişiklik gözlenmez.
Hastalık genelde gebeliğin son dönemlerinde düzelme eğilimi gösterir ve akut atakların sıklığı azalır. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte progesteron hormonundaki değişimlerin neden olduğu düşünülmektedir.
Akut ataklar en sık gebeliğin 24. haftaları civarında görülürken ortaya çıkan değişimler doğumdan 3 ay kadar sonra gebelik öncesi haline döner.
Genel olarak eğer astım hamilelikten önce kötü ve şiddetli ise hamilelik sırasında daha da şiddetleneceği öngörülebilir. İkinci ya da daha sonraki hamileliklerini yaşayanlarda ise ilk hamilelikte ortaya çıkan değişikliklere benzer değişimler beklenmelidir.
İlginç olarak kız bebek bekleyenlerde astımın şiddetlendiği ileri sürülmektedir.
Astımın gebelik üzerindeki etkileri
Astımın gebe kadın ve karnındaki bebeği üzerindeki etkileri değişkendir. İyi kontrol edilen bir astım varlığında hem anne adayı hem de bebekte sorun çıkma olasılığı oldukça düşüktür. Öte yandan iyi kontrol edilmeyen olgularda ortaya çıkan istenmeyen etkilerin altında yatan temel sebep yan etkilerinden çekinerek yetersiz ilaç kullanılmasıdır. Bu oldukça yanlış bir yaklaşımdır çünkü astım ilaçları gebelikte güvenli olarak kabul edilen maddelerdir.
İyi kontrol edilemeyen astım anne adayında
bulantı ve kusmalarda
Vajinal kanama görülme sıklığında
Gebeliğe bağlı hipertansiyon görülme riskinde
Anne ölümlerinde
artışa neden olabilir.
Bebeklerde ise
Erken doğum
Büyüme geriliği
Düşük doğum ağırlığı
Kronik hipoksi (oksijen yetersizliği)
Anne karnında ölüme
neden olabilmektedir.
Tedavi
Astımlı bir hamilelinin tedavisi hamile olmayanlardan çok farklı değildir ve genelde aynı tür ilaçlar kullanılır. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların gebelik ve bebek üzerinde zararlı etkileri gösterilmemiştir ve bu nedenle güvenli olarak kabul edilirler. Asıl korkulması gereken kontrol edilemeyen astımın neden olduğu bebekteki zararlı etkilerdir.
Astım tedavisinde amaç en iyi solunum fonksiyonuna ulaşarak ataksız bir dönem sağlamaktır. Tedavide genel prensipler ise mümkün olan en az sayıdaki ilacın kullanılması, optimal solunum fonksiyonunun sağlanması, havayolu iritanlarından kaçınılması, astımı alevlendiren üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit ve reflünün tedavi edilmesidir.
Gebelerde astım tedavisinin amacı hipoksi yani oskijen azlığına neden olan atakların önlenmesi ve ideal solunum fonksiyonunun sağlanarak bu hipoksinin bebeğin gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerinin engellenmesidir.
Tedavide belki de en önemli faktör hasta eğitimi ve bilinçlendirmedir. Öte yandan hastalığın ve gebeliğin solunum sisteminde neden olduğu değişimler sık aralıklarla yapılacak olan solunum fonksiyon testleri ile değerlendirilmeli, hastaya göre tadavi dozu ve şeması belirlenmelidir. Doktorunuza haber vermeden ilaç dozlarını değiştirmeniz olumsuz etkilerin ortaya çıkma riskini arttıracaktır.
Astım ataklarını tetikleyen ev tozu, küf, mantar, evcil hayvanlar, sigara dumanı, kirli hava, kokular, yiyecek katkı maddeleri gibi alerjenlerden kaçınmak ilaç gereksinimini de en alt düzeye indirecektir.
Gebe kalmayı planlayan bir kadında ise önceden astım kontrol altına alınmalıdır.
Bebekte astım ortaya çıkması
Astım hastası anne adaylarının en büyük endişelerinden birisi de bebeklerind ede bu hastalığın ortaya çıkma olasılığıdır. Yapılan araştırmalar astımlı annelerden dünyaya gelen bebeklerin %20′sinde bu hastalığın görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu oran genel popülasyonda görülen oranın çok üzerindedir. Ancak anne sütü ile besleme, alerjen faktörlerden kaçınma, bebeğin bulunduğu ortamda sigara içmeme gibi basit önlemler bu oranların azaltılmasında yardımcı olabilmektedir.
KAYNAKLAR
Anderson HR, Butland BK, Strachan DP. Trends in prevalance and severity of childhood asthma. Br Med J 1994; 308: 1600-1604.
Hernandez E, Angell CS, Johnson JWC. Asthma in pregnancy-current concepts. Obstet Gynecol 1980; 55: 739-744
Ortega CD, Busse W. Spesific problems-asthma in pregnancy and menses. Manuel of Asthma Management’da Ed. O’Bryne PM, Thompson NC. Londra, WB Saunders, 1995; 653-671.
Schatz M. Asthma during pregnancy: interrelationships and management. Ann Allergy 1992; 68: 123-133.
Tetikkurt C. Asthma in pregnancy. CerrahpaÅŸa J Med 2001; 32 (1): 60-67
White RJ, Coutts I, Gibbs CJ, MacIntyre C. A prospective study of asthma during pregnancy and the puerperium. Respir Med 1989; 83: 103-106.

Sodamı yoksa maden suyumu


Diyetisyen Zuhal Güler Çelik, soda ve maden suyu arasındaki farkları anlattı.
Maden suyu ve soda, ikisi de mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur oysa maden suyu, aynı zamanda doğal bir mineral deposudur. Dolayısıyla tüketilmesi önerilen doğal maden sularıdır ve sodayla maden suyunu ayırt edebilmek için pek çok gıda maddesini alırken yapmamız gerektiği gibi etiket okumak çok önemlidir.
İçilebilir nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklendiğinde soda yapılmış olur. Maden suyu ise yerin en derin katmanlarından çıkar ve yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleri de alarak yol alırlar. Bu durumda maden suyu mineralce çok zengin iken soda mineral içermez.
Maden Suyunu Günde Ne Kadar Tüketmeli?
Maden suyu içindeki minareller sebebiyle çok sağlıklı bir içecektir ve insan sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan minerallerin yerine gelmesi için su içmenin yanı sıra sıvı ihtiyacının bir kısmı maden suyundan karşılanabilir.
Amerikan Obezite Birliği, sağlıklı bireyler için maden suyu tüketimini 600ml olarak belirlemiştir. Ülkemizde tuz tüketimi genllikle yüksektir. Aşırı tuz alımı, yüksek tansiyon, börek hastalıkları ve mide ülseri gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca fazla sodyum alımı idrarla kalsiyum atımını hızlandırdığı için kemik erimesi sorunu için risk faktörü oluşturur. Maden suları yüksek sodyum içerdikleri için aşırı miktarda tüketilmemelidir. Maden suyu seçimi yapılırken de düşük sodyum, yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmelidir. Sağlıklı insanlar günde iki şişe, kilolu kişiler bir şişe içebilir. Kalp, böbrek ve hipertansiyon hastaları ise uzak durmalı.
Maden Suyunun Faydaları
*Her yaştaki bireylerin günlük kalsiyum gereksinimlerinin karşılanmasında takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve korunmasını sağlar.
*Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılanmasında gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.
*Solunum, idrar, her türlü sportif aktivitesinde ve özellikle yaz aylarında terleme ile oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında ölçüsü kadar kullanılabilir.
*Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise asit fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidini fazlalılığını baskılayıcıdır.
*Sağlıklı bireylerde içerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonlarını destekler.
*Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm sağlanmasında yardımcıdır.

Bir ayda 8 kilo verdiren diyet


diyet_tartiZayıflamak isteyen arkadaşlarım müjde! Aç kalmadan bir ay gibi zaman içersin de sekiz kilo verebilirsiniz ki bu cidden de bir mucize :)
Nasıl mı? İşte aynen böyle…
1 Ayda 8 kilo vermek için birinci olarak en önemli yapmanız gereken şey; sabah kalktığınızda kahvaltınızı yeteri kadar yapmanız olmalıdır. Unutmayın 1 ayda 8 kilo vermek o kadarda kolay değildir.Kahvaltınızı ne kadar iyi yaparsanız, gün içindeki diğer öğünleri o kadar az yersiniz.
İkincisi ise günlük yiyeceğiniz öğün sayısını mutlaka arttırın, günlük mutlaka üç ana öğünü yiyin ve iki de ara öğün yemeyi ihmal etmeyin. Ayrıca unutmayın ki ana öğünlerde fazla yememeye dikkat edin.Eğer bunlara dikkat ederseniz 1 ayda 8 kilo vermeniz hiçde zor değildir.
Üçüncüsü ise mutlaka alkol kullanmayın.
Sabah:
- İnce bir dilim yağsız beyaz peynir
- 4-5 adet zeytin
- 1 dilim kepekli ekmek
- Dilediğiniz kadar domates-salatalık
Ara Öğün:
- 1 adet yeşil elma
Öğle Yemeği:
- 1 kase çorba
- 4-5 kaşık zeytinyağlı yemek
- Bir porsiyon salata
- 1 dilim kepekli ekmek
Ara Öğün:
- 1 su bardağı yorğurt (ya da 1 adet yeşil elma)
Akşam Yemeği:
Öğle yemeği ile aynı.
Bu diyeti yaparken mutlaka günlük 1 saat yürüyüş yapıyoruz ve en az 2 lt su içmeyi unutmuyoruz.
Akşam yemeğini en geç 19:00′da yiyoruz.
Bu programlara uyduğunuz taktide 1 ayda 8 kilo vermeniz o kadarda zor değildir.

1200 Kalorilik Diyet

1200 Kalorilik Diyet

Bu diyetle ayda ortalama dört – beş kilo vermeniz mümkün. Tabii diyeti uygularken bol bol su içmeyi ve yürüyüşler yapmayı ihmal etmemeniz gerekiyor. İyi diyetler...

1. gün
Kahvaltı
30 gram beyaz peynir, iki ince dilim light ekmek, bir adet domates ve iki salatalık

Ara öğün
100 gram meyve

Öğle
Bir kase sebze çorba, bir adet ızgara derisiz tavuk budu, iki yemek kaşığı zeytinyağlı ayşe fasulye, bir kase yoğurt ve salata

Ara öğün
100 gram light süt, 100 gram meyve

Akşam
Sekiz yemek kaşığı etli sebze yemeği, iki yemek kaşığı makarna, 100 gram ligh yoğurt ve salata

2. gün
Kahvaltı
Bir bardak portakal suyu, bir adet yağsız tost, bir domates ve üç yeşil biber

Ara öğün
100 gram meyve

Öğle
Bir kase mercimek çorba, 180 gram ızgara köfte, yarım haşlanmış patates, bir tabak az yağlı salata

Ara öğün
Bir su bardağı patlamış tuzsuz mısır

Akşam
Balık serbest, iki kibrit kutusu helva ve salata

3. gün
Kahvaltı
20 gram kaşar peynir, bir dilim light ekmek, bir çay kaşığı reçel

Ara öğün
100 gram meyve

Öğle
Üç kalem pirzola, iki kaşık zeytinyağlı prasa, bir kasa cacık

Ara öğün
150 gram light süt, altı adet fındık veya ceviz

Akşam
Bir karnıyarık (yağsız), iki kaşık bulgur pilavı, 150 gram yoğurt

4. gün
Kahvaltı
İki yumurta ile menemen, bir dilim light ekmek

Ara öğün
150 gram meyve

Öğle
Yedi yemek kaşığı kıymalı, pirinçli ıspanak, iki kibrit kutusu peynirli börek, 100 gram light yoğurt ve salata

Ara öğün
150 gram meyve

Akşam
Karışık ızgara serbest, az yağlı salata

5. gün 
Kahvaltı
İki sosis ızgara, bir dilim light ekmek ve salatalık

Ara öğün
150 gram meyve

Öğle
Bir kase domates çorba, 200 gram bonfile ve salata

Ara öğün
İki yemek kaşığı kısır

Akşam
Sekiz yemek kaşığı kıymalı kabak, 200 gram light yoğurt, bir dilim light ekmek ve yağsız salata

6. gün
Kahvaltı
400 gram light süt, iki çorba kaşığı müsli, 100 gram meyve ve salata

Ara öğün
100 gram meyve

Öğle
Bir buçuk porsiyon yağsız tavuk döneri, bir bardak ayran ve salata

Ara öğün
200 gram meyve

Akşam
100 gram beyaz peynir, 400 gram karpuz ve salata

7. gün
Kahvaltı
20 gram sucuk, bir yumurtala sucuklu yumurta, bir dilim light ekmek ve salata

Ara öğün
100 gram meyve

Öğle
Bir tabak yağsız spagetti makarna (sos olarak domates püre kullanılabilir) ve yağsız salata

Ara öğün
150 gram meyve

Akşam
Beş yemek kaşığı etli kuru fasulye, iki yemek kaşığı pilav, 100 gram light yoğurt ve salata

1100 kalorilik diyet


1100 kalorilik diyet

 

Hedef: Haftada ortalama 2 kilo. 
Günlük kalori: 1100 Kcal 

Uzun sürede dengeli bir şekilde kilo verebileceğiniz bir diyet. Bu diyeti istediğiniz kiloya ulaşasıya dek 7 günlük periyotlar halinde uygulayabilirsiniz.

%54 Karbonhidrat, %16 Protein, %30 Yağ içeriyor.

1.GÜN


Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 4 adet diyet bisküvi
Öğle : 100 g kırmızı et (ızgara veya haşlanmış), 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 1 porsiyon meyve
Akşam : 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1/2 kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 4 yemek kaşığı pirinç pilavı
Gece : 2 porsiyon meyve

2.GÜN


Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu dil peyniri, salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 2 adet grisini
Öğle : 100 g tavuk (ızgara veya haşlanmış), 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 1 porsiyon meyve
Akşam : 1 kepçe çorba, 8 yemek kaşığı sebze yemeği, ½ kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)
Gece : 2 porsiyon meyve

3.GÜN


Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), 2-3 adet zeytin, salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 1 porsiyon meyve
Öğle : 1 kepçe çorba, 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1/2 kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek(kepekli)
İkindi : 4 adet diyet bisküvi
Akşam : 100 g kırmızı et (ızgara veya haşlanmış), 1 küçük boy haşlanmış patates, 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Gece : 2 porsiyon meyve

4.GÜN


Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu dil peynir (az yağlı), salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Öğle : 1 kepçe çorba, 100 g tavuk (ızgara veya haşlanmış), 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 1 porsiyon meyve, 2 adet grisini
Akşam : 8 yemek kaşığı sebze yemeği, ½ kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 4 yemek kaşığı erişte veya kuskus
Gece : 2 porsiyon meyve

5.GÜN


Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1/2 kibrit kutusu kaşar peynir, salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 1 porsiyon meyve, 2 adet grisini
Öğle : 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1 kase yoğurt(kaymaksız), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 2 adet grisini, 1 porsiyon meyve
Akşam : 100 g balık (ızgara veya buğulama), salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)
Gece : 2 porsiyon meyve

6.GÜN


Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), 1 kibrit kutusu dil peyniri, salatalık , domates, 2 ince dilim ekmek (kepekli)
Öğle : 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 1 porsiyon meyve
Akşam : 100 g tavuk(ızgara veya haşlama), 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 4 yemek kaşığı makarna
Gece : 3 porsiyon meyve

7.GÜN


Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), 1 adet haşlanmış yumurta, 2-3 adet zeytin, salatalık , domates, 2 ince dilim ekmek (kepekli)
Öğle : 1 kepçe çorba, 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1 kase yoğurt(kaymaksız), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 1 porsiyon meyve
Akşam : 1 kepçe çorba, 100 gr. balık (ızgara veya buğulama), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Gece : 2 porsiyon meyve

1000 Kalorilik diyet


Günde bin kalori alarak 7 günde istediğiniz gibi bir vücuda sahip olabilirsiniz.


Uzun sürede dengeli bir şekilde kilo verebileceğiniz bir diyet. Bu diyeti istediğiniz kiloya ulaşana kadar 7 günlük periyotlar halinde uygulayabilirsiniz.
Yüzde 54,5 Karbonhidrat, yüzde 15 Protein, yüzde 29,5 Yağ.
• Uzun sürede dengeli bir şekilde kilo verebileceğiniz bir diyet. Bu diyeti istediğiniz kiloya ulaşana kadar 7 günlük periyotlar halinde uygulayabilirsiniz.
• Yüzde 54,5 Karbonhidrat, yüzde 15 Protein, yüzde 29,5 Yağ.
Bu diyetin günlük menüleri
1. GÜN
Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 4 adet diyet bisküvi
Öğle : 60 g kırmızı et (ızgara veya haşlanmış), 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 4 adet diyet bisküvi
Akşam : 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1/2 kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 4 yemek kaşığı pirinç pilavı
Gece : 2 porsiyon meyve
2. GÜN
Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu dil peyniri, salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 2 adet grisini
Öğle : 60 g tavuk (ızgara veya haşlanmış), 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 1 çay bardağı süt
Akşam : 1 kepçe çorba, 8 yemek kaşığı sebze yemeği, ½ kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)
Gece : 2 porsiyon meyve
3. GÜN
Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 1 porsiyon meyve
Öğle : 1 kepçe çorba, 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1/2 kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek(kepekli)
İkindi : 4 adet diyet bisküvi
Akşam : 60 g kırmızı et (ızgara veya haşlanmış), 1 küçük boy haşlanmış patates, 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Gece : 1 porsiyon meyve, 1 çay bardağı süt
4. GÜN
Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu dil peynir, 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 2 adet grisini
Öğle : 1 kepçe çorba, 60 g tavuk (ızgara veya haşlanmış), 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 2 adet grisini
Akşam : 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1/2 kase yoğurt (kaymaksız), salata (yağsız), 4 yemek kaşığı erişte veya kuskus
Gece : 2 porsiyon meyve
5. GÜN
Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1/2 kibrit kutusu kaşar peynir, salatalık , domates, 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Kuşluk : 2 adet grisini
Öğle : 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1 kase yoğurt(kaymaksız), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 2 adet grisini, 1 küçük kutu ayran
Akşam : 60 g balık (ızgara veya buğulama), salata (yağsız), 2 ince dilim ekmek (kepekli)
Gece : 2 porsiyon meyve

6. GÜN
Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), 1 kibrit kutusu dil peyniri, salatalık , domates 2 ince dilim ekmek (kepekli)
Öğle : 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
İkindi : 4 adet diyet bisküvi
Akşam : 60 g tavuk(ızgara veya haşlama), 1 küçük kutu ayran, salata (yağsız), 4 yemek kaşığı makarna
Gece : 3 porsiyon meyve
7. GÜN
Sabah : Çay veya kahve (şekersiz), 1 kibrit kutusu beyaz peynir (az yağlı), 1 adet haşlanmış yumurta, 2-3 adet zeytin, salatalık , domates, 2 ince dilim ekmek (kepekli)
Öğle : 1 kepçe çorba, 8 yemek kaşığı sebze yemeği, 1 kase yoğurt(kaymaksız), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Akşam : 1 kepçe çorba, 100 gr. balık (ızgara veya buğulama), salata (yağsız), 1 ince dilim ekmek (kepekli)
Gece : 2 porsiyon meyve

Günde 1000 kalori diyeti,1200 kalorilik diyet,2 günde 1200 kalori


Günde 1000 kalori diyeti
Hedef: 1 haftada 2-4 kilo.
Günlük kalori: 1000 Kcal
Diyet 3 günlük menü içermektedir. 1 hafta uygulamadan sonra 1 hafta ara vermeniz gerekmetedir. Peşpeşe aralıklarla uygulamayınız
- Et dana, tavuk veya hindi eti olabilir. Yağsız olmalıdır.
- Füme etler arasında yağsız olanları seçilmelidir.
- Et yerine yağlı olmayan balık yenilebilir.
- Patates sebze değil, ekmek yerine yenmelidir.
Bu düşük kalorili diyet tekrarlı olarak uygulanmaması gerekir
Günlük Uygulanması gereken Menüler
1. GÜN
Sabah : 250 ml. yağsız süt, 2 etimek, çay veya kahve.
Öğle : 4 dilim yağsız füme et (60 gr.). Haşlanmış kuşkonmaz üzerine 1 çay kaşığı zeytinyağı ve 2 çay kaşığı rendelenmiş peynir. Yarım sandviç ekmeği. (30gr.) 2 dilim kavun.
Akşam : Ton balıklı sebzeli makarna, ızgara sebze (patlıcan, biber , kabak) 1 küçük kase çilek

2. GÜN
Sabah : 1 küçük kase yağsız yoğurt. Çay veya kahve.
Öğle : Sebzeli omlet (l yumurta, 30 gr. peynir, 100 gr. haşlanmış ıspanakla). Salata (1 çay kaşığı zeytinyağı gezdirin)
İkindi : 1 fincan yağsız süt. 1 dilim kek.
Akşam : Sebzeli pilav, 2 dilim rosto. 1 çay kaşığı zeytinyağı gezdirilmiş haşlanmış fasulye, şekersiz meyve salatası (1 küçük kase).
3. GÜN
Sabah : 1 fincan yağsız süt. 1/2 sandviç ekmeği. 2 tatlı kaşığı marmelat. Çay veya kahve.
Öğle : 2 dilim peynir, 2 dilim füme et ile hazırlanmış tost. Patlıcan salatası (1 çay kaşığı zeytinyağı gezdirin) 1 bardak portakal suyu.
İkindi : 1 küçük kase yağsız yoğurt.
Akşam : 2 küçük ızgara tavuk kanadı, limonlu havuç salatası, 1/2 muz veya 1 küçük şeftali.

Tok tutan, acıktırmayan yiyecekler!


Hem de sıkıcı diyet listeleriyle değil sadece sizi zayıflatacak yiyeceklerle beslenerek. İşte İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevrez Koylan'ın hazarladığı, 13 maddelik yiyecek listesi… Prof. Koylan, bu listeyi hazırlamaya kilo verdirdiği iddia edilen yeni ürünlerin reklamları ile sıkça karşılaşmaya başladığımız için karar vermiş. Çünkü Koylan'a göre bunların da hemen hemen hiçbiri aslında bir işe yaramıyor! Hepimizin ortak sorunu bu, "Kilo veremiyoruz, çünkü yemek yemeyi azaltamıyoruz ve yeterli egzersiz yapamıyoruz. Madem durum böyle, hiç değilse yediklerimizin içeriğini değiştirerek iştahı azaltamaz mıyız?" Prof. Koylan "Evet bazı besinlerle iştahımızı azaltmak ve kilo vermek mümkün" diyor.Yumurta
Sabah klasik kahvaltıdan vazgeçin. Yumurtanın tümüne yakını proteindir ve önemli ölçüde tokluk hissi verir. İki ince dilim esmer ekmek, az miktarda yağsız peynir ve bir adet haşlanmış yumurta ile edeceğiniz kahvaltı, gün boyunca kendinizi daha tok hissetmenizi ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu proteini almanızı sağlayacaktır. Kolesterol sadece yumurta sarısında bulunur, bunun yarıdan azı bağırsaktan emilir. Ama unutmayın, haşlanmış yumurtadan söz ediyoruz, tereyağına ya da sucuğun üzerine kırılan yumurtadan değil!

Baklagiller
Muhtemelen kolesistokinin diye bir maddeden söz edildiğini hiç duymamışsınızdır. Ama bu madde sindirim sisteminden salgılanır ve vücudun doğal iştah azaltıcısıdır. Kaliforniya Üniversitesi'ndeki araştırmacılar baklagil tüketiminin bağırsaktan kolesistokinin salgılanmasını arttırdığını ve dolayısıyla iştahı azalttığını buldular. Fasulye, barbunya, bakla, nohut, mercimek ve benzerlerini yemek kan şekerinizi az yükseltecek, size bitkisel protein ve lifleri sağlayacak, uzun süre tok hissetmenize yol açacaktır. Ama unutmayın, bu gıdaları mümkün olduğu kadar az yağla pişirmek, pilavla karıştırmamak ve suyuna ekmek batırmamak kaydıyla! Bu bakımdan az miktarda zeytinyağı ve sirkeyle hazırlanan fasulye piyazı en iyi seçeneklerden biridir.

Salata
Yemekten önce bol yeşil salata yemek, kendinizi doymuş hissetmenizi sağlamanın en kolay yoludur, özellikle de tatil otellerindeki açık büfelerde! Çünkü salatanın hacmi midenizi dolduracağı için salatadan sonra fazla yemek içinizden gelmez. Ama bu dediklerimiz yeşil salata için geçerli, üzerine de az miktarda zeytinyağı ve sirke gezdirmek kaydıyla.

Yeşil Çay
Yeşil çay en iyi zayıflama yardımcılarından biridir. Burada faydayı sağlayan kafein değil, yeşil çaydaki 'kateşinler' adı verilen ve metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını arttıran antioksidanlardır. Yeşil çay aynı zamanda LDL (kötü) kolesterolü de düşürmeye yardımcı olur. Günde içilecek 1-2 fincan yeşil çay zayıflamanıza yardımcı olacaktır, ama içine şeker atmamak kaydıyla! Unutmayın, hazırlarken önce suyu kaynatacak, sonra yeşil çayı içine atacak ve 3-4 dakika sonra süzüp içeceksiniz. Yeşil çayda ayrıca yüksek oranda kafein olduğunu ve hassas kişilerde çarpıntı yapabileceğini, ayrıca gece içildiğinde uykuyu kaçırabileceğini hatırlamakta yarar vardır.

Armut, Ayva ve Elma
Armutta, ayvada ve elmada şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürmeye yardımcı olan ve pektin adı verilen, eriyebilen lifler bulunur. Armuttaki ve ayvadaki lif miktarı elmadakinin iki katıdır ve öğün arasında yiyeceğiniz bir orta boy armut veya elma kendinizi tok hissetmenizi sağlayarak hem yemek arasındaki atıştırmaları hem de öğünde yediğiniz yemek miktarını azaltır. Ancak, özellikle yumuşamış tatlı armutlardan ziyade sert armutlar tercih edilmelidir. Öğün arasında atıştırmak için elma kurusu da pratik bir seçenek olabilir. Ancak tabii ki armut ya da ayva tatlılarından ve elmalı kurabiye ve keklerden özellikle uzak durmalısınız!

Çorba
Çorba göz doyurmak için iyi bir seçenektir. Önden midenizi dolduracağı için yediğiniz yemek miktarını azaltır. Ancak, seçilen çorbanın olabildiğince basit olmasında yarar vardır. Yağsız tavuk suyunun içine rendelenmiş kereviz, kabak, pırasa ve benzeri sebzelerle yapılan çorbalar en iyisidir. Terbiyeli çorbalardan, yağ ve unun birlikte kavrulmasıyla yapılan çorbalardan, bol pirinç veya şehriyeli çorbalardan ve kremalı çorbalardan uzak durmakta yarar vardır. Ayrıca çorbanın içine ekmek doğramayın veya üzerine biberli yağ dökmeyin!

Yağsız Et
Yediğiniz yemeğin içinde et olması tokluk hissini artırır. Ayrıca ette ve balıkta bol bulunan 'lösin' adındaki amino asit kaslarınızın kalori harcamasını kolaylaştırır. Bu nedenle günde 100- 150 gram kadar yağsız et içeren düşük kalorili diyetler, et içermeyenlere oranla daha fazla kilo vermenizi ve özellikle de vücut yağlarınızın azalmasını, buna karşılık kaslardan ağırlık kaybı olmamasını sağlar. Etlerin yağsız olması özellikle önemlidir, bu nedenle yemeklerinizi ya yağsız kıyma ya da yağsız et ile pişirin. Et veya kıymayı da yağda kavurmayın!

Zeytinyağı
Sızma zeytinyağının içindeki omega 6 yağ asitleri kalori yakmanızı kolaylaştırır. Takvim'in haberine göre, bu nedenle günde bir çorba kaşığı (15 ml.) kadar zeytinyağı almakta fayda vardır. Zeytinyağının çiğ olması daha fazla tercih edilir, bu nedenle en ideal şekli salataların üzerine gezdirmektir. Yemekleri de yağsız olarak pişirip, piştikten sonra bir kaşık zeytinyağını yemeğin üzerine dökerek karıştırmak da iyi bir yoldur. Ancak, zeytinyağına ekmek banmayın ya da zeytinyağında kızartma yapmayın.

Greyfurt
Yapılan bir araştırmada yemekten önce yarım greyfurt yendiği veya bir bardak taze sıkılmış greyfurt suyu içildiği zaman başka bir önlem alınmasa bile üç ayda 1.5 kg kadar kilo verildiği saptanmış. Bunu diyetle birleştirdiğiniz zaman elde ettiğiniz sonuç daha parlak olur. Greyfurt içindeki fitokimyasallar insülin seviyelerini düşürerek hem iştahınızı azaltır, hem de aldığınız kalorilerin yağ dokusuna gitmek yerine enerjiye dönüşmesine yardımcı olur.

Tarçın
Bir günde alınacak bir çay kaşığının dörtte biri kadar (yaklaşık 1 gram) tarçın, yemek sonrası insülin artışlarını engeller, dolayısıyla çabuk acıkmaya mani olur, ayrıca kandaki şeker, kolesterol ve trigliserid seviyelerini düşürür. Tarçını yemeklerinizin üzerine serpebilirsiniz, özellikle fasulye ve nohut gibi baklagillerle iyi uyuşur.

Bir dilim tam tahıllı ekmek üzerine tarçın ekerek yapacağınız ikindi kahvaltısı akşam yemeğine kurt gibi acıkmanızı engelleyecektir. Tarçını kahvenizin içine de katabilirsiniz ya da kabuk tarçınla bitki çayı yapabilirsiniz. Ancak unutmayın; sütlü tatlılarının üzerine serpilen veya kek ve kurabiyelere katılan tarçından söz etmiyoruz!

Sirke
Sirke mide boşalmasını yavaşlatarak hem kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar, hem de yemekten sonra kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller. Dolayısı ile, çorba ya da salatalarınıza ekeceğiniz sirke tokluk hissinizi artıracaktır. O nedenle sirkeyi bol kullanmaktan kaçınmayın. Haşlanmış fasulye, bir kaşık zeytinyağı ve bir kaşık sirke ile hazırlayacağınız bir piyaz veya haşlanmış brokoli ve karnıbahar üzerine dökülecek bir kaşık zeytinyağı ve bir kaşık sirke size sağlıklı bir öğle yemeği sağlayacaktır. Özellikle şekerli ve beyaz unlu gıdaları tüketmekten kaçınamadığınız durumlarda önceden sirkeli bir şeyler yemek kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olur.

Kırmızı biber
Düzenli olarak acı kırmızı biber tüketmek iştahınızı keser. Japonya'da yapılan bir araştırmada kahvaltıda acı biber yiyen insanların öğle yemeğinde daha az yemek yedikleri saptandı. Acı kırmızı biberin iştah azaltıcı etkisinin içindeki kapsaikin isimli maddeden kaynaklandığı sanılıyor. Dolayısıyla acı kırmızı biber yemek faydalı. Ama bu, acı biberle yapılan kebapların faydalı olduğu anlamına gelmiyor.

Liften Yoğun Kahvaltılık Gevrekler
Kahvaltıda yağsız sütle yenen liften yoğun gevrekler, mesela kepekli gevrekler, müsli veya yulaf ezmesi size uzun süren bir tokluk hissi vererek bir sonraki öğünde daha az yemenizi sağlayacaktır. Üstelik içerdikleri yoğun lif nedeniyle hem kabızlığı engeller, hem de kan şekerinin aşırı yükselmemesini sağlarlar. Yalnız unutmayın, bu yararlar sadece yoğun lifli diyet gevrekler için geçerli, normal mısır ve buğday gevrekleri için değil.

MEHMET Öz DEN ZAYIFLAMA DiYETi


Akşam gazetesinden G. Üserbay'ın haberine göre İlk adımda 4 kilo vermenin bile kanser ve kalp krizi riskinde yüzde 50 oranında azalmaya neden olacağını belirten Öz'e göre zayıflamanın formülü şu: 
- Kilonuzun yüzde 5'ini hedefleyin. 
- Yeme günlüğü tutun. 
- Her gün 30 dakika egzersiz yapın
ABD'de yayınlanan 'Doctor Oz Show'uyla iki Emmy ödülü kazanan dünyaca ünlü Türk kardiyolog Mehmet Öz'den yeni yaşam reçetesi..

 Her yıl yeni bir sağlıklı yaşam reçetesiyle dikkati çekiyorsunuz? Bu yıl bizimle neleri paylaşacaksınız?
Obezitenin hayatlarının üzerindeki etkilerinden haberdar olmadıkları için bu dünyadan ayrılan birçok insanı kendi gözlerimle gördüm. Çok sayıda Türk insanının kiloları nedeniyle ölmesini istemiyorum. Çünkü insanlar; sağlıklı olmayı, yaşının gerektirdiği yüksek kalitede bir hayat sürmeyi hak ediyorlar.
- Neler tavsiye ediyorsunuz?
Sadece 4 kilo vermek bile ne gibi yararlar sağlar biliyor musunuz? Kan basıncını düşürür, bunamayı önlemeye yardımcı olur. Kalp krizi geçirme ve osteoartrit riskini (kireçlenme) yüzde azaltır. Kanser riskini yüzde 50 düşürür. Kolesterolü yüzde 10 azaltır.
- Nasıl kilo vermeliyiz?
Öncelikle kendinize bir hedef koyun. Örneğin kilonuzun yüzde 5'ini. Yediğiniz bütün yiyecekleri yazın, günlüğünü tutun. Kilo verme hedefinize en kolay ve başarılı, etrafınızda size yardım edecek arkadaşlarınız ya da sizin gibi zayıflamak isteyenler varsa ulaşabilirsiniz. Bu şekilde her gün çevrenizdeki insanlarla konuşup motive olabilirsiniz. Mutlaka her gün en az 30 dakika spor yapın. Ölçülü egzersiz bir yılda 9 kilo vermenize yardımcı olur. Kilonuzu kontrol etmek kolon ve benzeri türlerdeki kanserin oluşumunu azaltır. Fiziksel olarak aktif kalmak ise kolon kanseri riskini azaltır. Amerikan Kanser Derneği haftanın 5 ya da daha fazla günü, günde 30 dakika fiziksel aktivitede bulunmanızı öneriyor. 45 dakika ya da fazlası daha bile iyi olur. Eğer aşırı kilolu iseniz, kilo verin ve sağlıklı oluğunuz kiloyu sabitlemeye çalışın.
- Bu yıl da her yıl olduğu gibi yeni bir kitap olacak mı?
'SİZ' serisinden çok satan bir kitap daha yayınladık. 'SİZ: Çocuğunuzu büyütürken.' Bu kitapta ebeveynlere çocukları için alacakları en iyi kararlar konusunda yardımcı oluyoruz. Kitabımız çocuk sağlığı ile ilgili olduğu kadar sizinle de ilgili. Kitapla size nasıl akıllı birer ebeveyn olursunuz onu açıklamaya çalışıyoruz. Yani çocuk gelişimiyle ilgili olan yolu bizim gördüğümüz gibi yani nehirden aşağı inen bir tekne gibi görmenizi istiyoruz.

AORT KAPAĞI İÇİN DERİ NAKLİ YÖNTEMİ

SKY Türk ekranlarında yayınlanan 'Sağlık Hattı' programının sunucusu Gülay Üserbay'ın sorularını yanıtlayan Mehmet Öz, kalp sağlığıyla ilgili yeni uygulamalar ve tedavi yöntemlerinden bahsetti: Aort kapağı için deri nakli konusunda gerçekten de büyük ilerleme kaydedildi. Şimdiye kadar 20 bin tane yapıldı. Bu teknolojiyle umutlarımız çok yüksek. Açık kalp ameliyatına gerek olmadan, kalp valflerini düzeltme imkanı sağlıyor. Gerçekten müthiş bir ilerleme tıp dünyası için.

"KOLON KANSERİNE KARŞI SÜT BROKOLİ SOMON"

- Geçen yıl yaşadığınız sağlık sorunuyla herkesi şaşırttınız. Tedavi süreci nasıl devam ediyor?
Kolonoskopi yaptırdım, bağırsağımdaki polipin tedavi edilebilir bir cins olduğu ortaya çıktı. Yani sağlıklıyım. Kolon kanserinin erken teşhisi ve tedavisi için 50 yaşındaki herkesin kolonoskopi yaptırması gerekli. Şanslıyım ki bu yıl 50. yaşımı inceleme testiyle karşıladım. Ekranda izleyicilerimle birlikte kanser polipiyle karşılaştığımızda şoke olduk. Teşhis edilen polip alındı. Bu yüzden birçok kişiye göre kolon kanseri olma riskim daha düşük.
- Kolon kanserinden nasıl korunmalı?
Kalsiyuma önem verin. Kalsiyum, kolon poliplerini ve kanseri önler. Az yağlı süt, brokoli ve somon balığı gibi. D vitamini, kalsiyum emilimini artırır ayrıca kolon kanseri oluşumunu önlemeye yardımcı olur. D vitaminini ciğer, yumurta ve balıktan alabilirsiniz. Koyu yeşil, koyu sarı ya da turuncu meyveler yemeye özen gösterin. Ispanak, mango, tatlı patates, lahana, pazı, Brüksel lahanası gibi sebzeler tüketin. Balıklarda bulunan omega 3 ile badem ve zeytinyağı, sizi kanserden korur. Kadınlar için günde 1 kadeh, erkek içinse günde 2 kadeh kadar alkol, kolonda polip oluşumunu artırabilir. Alkol tüketiminize sınır koyun.
- Yaşadığınız hastalık hayatınızda nasıl bir etki bıraktı? Değişen bir şey oldu mu?
Mantıklı insanlar mantıksız işler yapabiliyor. Riskleri anlamadığımız ya da kendimizi ölümsüz sandığımız için değil, beklenmedik hoş olmayan sağlık haberleri bizi sarsıyor ve üzerimizde bir rahatsızlık bırakıyor. Amacımız olabileceğimiz en iyi hasta olabilmek, 'mükemmel' değil.

"SÜPERMARKETTE VER KARARINI EVE ABUR CUBUR TAŞIMA"

- Obezite sadace yetişkinlerde değil çocuklarda da görülüyor. Bu yıl yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye'deki obez çocukların oranı yüzde 28, ABD'de ise yüzde 40...
Çocuklarda görülen obezite, yetişkinlerde görülen obeziteden daha çabuk ilerliyor. Buna engel olmak için süpermarkette alacağınız kararlar evde alınanlardan daha önemli olacaktır. Abur cubur şeyleri eve getirdiğiniz andan itibaren çocuklar, kendileri kazanana kadar size baskı yapacaktır. Ama eğer bu tarz yiyecekleri hiç görmezlerse, istemeyecekler ve evde olanı yemek zorunda kalacaklardır. Doğru şeyi yapın ve aileniz için bunu kolaylaştırın.

"OPRAH'A HER GÜN TEŞEKKÜR EDİYORUM"

- Doktorluk mesleğinizi sürdürüyorsunuz, öte yandan 'Doctor Oz Show' adlı bir program yapıyorsunuz. Bu sezonda ikisini birden yürütecek misiniz?
2004-2009 yılları arasında Oprah Winfrey'in programına haftada bir gün katılıp, 150 ülkede 42 milyon kişiye ulaştım. Winfrey, 22 yıllık şovuna nokta koyduktan sonra onun programının yerini 'Doctor Oz Show' aldı. Bana bu işin sırrını öğrettiği için her gün ona teşekkür ediyorum. 'Doctor Oz Show' da parolam, 'Onların iyiliği için çalıştığım sürece insanların beni şaşırtmasına izin vermek.' İzleyicilerime verdiğim üç sözüm var. 1- Sağlık konusunda en iyi talk show olmak. 2- Oynadığımız oyunlarla ölüm korkusundan çok yaşama sevincini insanlara aşılayabilmek. 3- Umut vermek, iyi bir sonuç almadan önce olanlarla ilgili bir şeyleri anlayabilmek.

Grip Aşısı Ne zaman Yapılmalı,Faydaları nelerdir?


Grip aşısına dikkat
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, gribin özellikle çocuk ve yaşlılarla kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı olanlarda daha ağır seyrederek ölüme varabilen ciddi sonuçlara yol açtığını belirtti.

Grip aşısının en geç Kasım ayında yaptırılması gerektiğini bildiren Çom, “Yüksek riskli kişilere grip hastalığını taşıma ya da bulaştırma ihtimali bulunan sağlık personeli, kronik hastalık bakım üniteleri veya yaşlı bakım evlerinde çalışanlar ve evinde yüksek riskli kişi bulunanlara da aşı yaptırmaları öneriliyor” dedi.

Çom, gribin, ani olarak 39 derece üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtilerle başlayan influenza virüsünün yol açtığı bir hastalık olduğunu söyledi.

Bu tabloya daha sonra boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, göz yaşarması ve kanlanması gibi belirtiler eklendiğini, bazı vakalarda karın ağrısı, bulantı ve kusma görülebildiğini anlatan Çom, bulaştığı kişileri yatağa mahkum eden hastalığın belirtileri 1 hafta içinde kaybolsa bile halsizliğin 2 haftaya kadar sürebildiğini belirtti.

“Grip, özellikle çocuk ve yaşlılarla kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı olanlarda daha ağır seyreder ve ölüme varabilen ciddi sonuçlara yol açar” uyarısını dile getiren Çom, “Bu kadar ciddi tablolara yol açabilen grip, halk arasında sıklıkla soğuk algınlığıyla karıştırılıyor. Oysa soğuk algınlığı, ateş yükselmeden hafif kırgınlık, burun akıntısı ve hapşırma gibi belirtilerle kendini gösteren, halsizliğe yol açmadığı için yatak istirahati de gerektirmeyen bir hastalık olduğu için, kesinlikle grip ile karıştırılmamalıdır” diye konuştu.

TEDAVİ

Gribin, öksürük ve hapşırıkla etrafa saçılan damlacıkların havayla solunması, hastalar veya bunların ağız ve burun akıntılarının bulaştığı eşyalarla temas sonucu yayıldığına dikkati çeken Çom, şöyle konuştu:

“Hastalık ev, iş yeri, okul ve kreşlerle toplu taşım araçlarında çok kolaylıkla bulaşabiliyor. Mikrobu kapan ancak henüz belirtilerin ortaya çıkmadığı kişiler de hastalığı bulaştırabilir. Bu nedenle insanların toplu olarak bulunduğu ortamlarda dikkatli olmak gerekir.”
Hastalığın tedavisinin, belirtilerin giderilmesine yönelik olduğunu kaydederek yatak istirahati öneren Çom, bol sıvı, ateş düşürücü, ağrı ve öksürük kesici ilaçlar alınabileceğini söyledi.

Çom, tedavide, hekim tavsiyesiyle antiviral ilaçlara da başvurulabileceğini kaydederek, “Antiviral tedaviye hastalığın erken döneminde, ilk 2 günde başlanması enfeksiyonun önlenmesine, hastalık ortaya çıkmışsa da belirtilerin süresinin kısalmasına yardımcı olur” dedi.

GRİP AŞISI

Gripten korunmada en etkili yollardan birinin aşı olduğunu, aşının salgın başlamadan yapılması gerektiğini ifade eden Çom, şu kişilere grip aşısı önerdi:

“-65 yaşından büyükler,
-Astım ve diğer kronik solunum sistemi hastalığı olanlar,
-Kronik kalp ve dolaşım sistemi hastalığı olanlar,
-Kronik metabolik hastalığı olanlar,
-Hemoglobinopatisi olanlar,
-Uzun süreli aspirin tedavisi alan bebek ve çocuklar,
-İmmünosupresif tedavi alanlar,
-HIV enfeksiyonu olanlar.”
Çom, “Yüksek riskli kişilere grip hastalığını taşıma ya da bulaştırma ihtimali bulunan sağlık personeli, kronik hastalık bakım üniteleri veya yaşlı bakım evlerinde çalışanlar ve evinde yüksek riskli kişi bulunanlara da aşı yaptırmaları öneriliyor” şeklinde konuştu.
6 aydan küçük bebekler, yumurta yediğinde alerjik şoka girenler, doktorun öneride bulunmadığı hamileliğin ilk 3 ayı içindeki kadınların grip aşısı yaptırmamaları gerektiğini bildiren Çom, “Aşı, grip mevsimi başlamadan uygulanmalıdır. Uygulamadan sonraki 2 hafta içinde koruyucu antikor geliştiği ve ülkemizde gribin Kasım-Mart aylarında salgın yaptığı düşünüldüğünde, aşı Eylül, Ekim ya da en geç Kasım ayında yaptırılmalıdır. Ancak, zorunlu hallerde aşı Mayıs'a kadar da yaptırılabilir” uyarısında bulundu.

8 YAŞINDAN KÜÇÜKLERE 2 DOZ

İlk kez aşılanacak 8 yaş ve altındaki çocuklara tam etki oluşması için en az bir ay arayla 2 doz aşı uygulanması gerektiğini bildiren Çom, ateş, halsizlik, baş ve kas ağrısı ile aşı yerinde 1-2 gün süreyle ağrı ve hassasiyet görülebileceğini belirtti.

Grip Aşısı nedir?Nezleden Farkı Nedir,Grip aşısının özellikleri


Grip nedir?
Grip, İnfluenza dediğimiz virüsün, solunum yoluyla insan vücuduna girerek özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlar yapan bir infeksiyon hastalığıdır.


Nezleden farkı nedir?:
Nezle, diğer ismiyle soğuk algınlığı, nezle virüslerinin yaptığı, sürekli burun akıntısı, hapşırma, öksürme, gözlerde, boğazda yanma hissiyle seyreden, genellikle ateşsiz bir üst solunum yolu infeksiyonudur. Hastalık 3-7 günde kendiliğinden düzelmekte, genellikle hastalık ayakta geçirilmektedir. Halbuki grip, hastayı yatağa düşürecek şiddette şikayetlerle seyreder. Bu şikayetler, 400C"ye varan yüksek ateş, genel vücut kırgınlığı, şiddetli bel, eklem ve kas ağrıları, baş ağrısı ve aşırı halsizliktir. Hastalığın bu özellikleri nedeniyle halk arasında grip, paçavra hastalığı olarak da tanımlanır.
Grip nasıl bulaşır?:
Grip de nezle gibi, hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda, hapşırma ve öksürme yoluyla, ve virüs bulaşmış ellerle temas (örn.tokalaşma) sonrasında kolaylıkla bulaşır.
Grip tedavi edilebilir mi?:
Yatak istirahati ve ortaya çıkan şikayetleri azaltmaya yönelik destekleyici tedaviler yanında dokdor gerek görürse komplikasyonlara yönelik tedaviler verilir.
Antibiyotikler gripte faydalımıdır?:
Grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin hiçbir faydası yoktur. Tersine çok ciddi sakıncaları olabilir. Hiç bir antibiyotik doktora danışmadan alınmamalıdır.
Grip, başka hastalıklara neden olabilir mi?:
Sağlıklı insanlarda grip, 1 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ancak bazı kişilerde, örneğin vücut direnci zayıf durumda olan kronik hastalığı olanlar, kalp-akciğer hastalığı olanlar, yaşlılar, şeker hastaları, vb. olanlarda pnömoni (zatürre), menengoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ciddi ve ağır seyredip ölümle sonuçlanabilecek hastalıklar görülebilir. Bunların dışında
Grip ve sonrasında oluşabilecek hastalıklardan korunmak mümkün müdür? :
Evet. Bu amaçla geliştirilmiş ve kullanılan grip aşıları mevcuttur. Grip aşısı, özellikle hastalığa yakalanma ve sonrasında oluşabilecek hastalıklar yönünden risk taşıyan Yüksek Risk Grubu dediğimiz kişilere faydalıdır.
Grip aşısının özellikleri nedir?:
Bilimadamları hastalığı önlemek için kullanılan altı ayrı çeşit grip aşısını bire düşürmek konusunda yeni bir gelişme katettiler. Belçikalı bilimadamlarına göre, "hemagglutinine" ve "neuraminidase" proteinlerinin bileşiminden oluşan M2 proteinin aşı solüsyonlarında kullanılması sayesinde, insanlar tek bir aşı ile gribe karşı önlem alabilecekler. Bugüne kadar hastalığı önlemek amacıyla piyasadaki altı çeşit aşıdan birini kullanabilmek için bazı testlerden geçmek ve uygun aşı çeşidi belirlemek gerekiyordu.Aşı, bir önceki senede en sık karşılaşılan virüs tipine karşı, Dünya Sağlık Örgütü"nün önerileri doğrultusunda hazırlanmaktadır. Her yıl Ekim-Kasım aylarında tek doz şeklinde yapılmalıdır. Aşı ile koruyuculuk sağlıklı kişilerde %80"lere varmaktadır; yaş ilerledikçe koruyuculuk %50-60"lara inmekle birlikte hastalığın hafif geçirilmesi sağlanmaktadır.
Kimler aşı olmalıdır?:
Bazı durumlarda "öldürücü" bile olabilen gripten korunmanın tek yolu aşı. Aşının yararlı olması için salgın başlamadan önce yapılması gerekiyor. 65 yaş üstündekilere, ilk 3 ayından sonra hamilelere ve çocuklara grip aşısı öneriliyor. Birbirine yakın çalışan iş arkadaşları, yaşlılar, astım, şeker ve kronik solunum hastaları, öğretmenler, öğrenciler, askerler, hac ve umreye gidenler grip için yüksek risk grubunda bulunuyor.
Şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, yüksek ateş, titreme, kuru öksürük ve baş ağrısıyla ortaya çıkan gripten korunmak için, salgın başlamadan önce aşı yaptırarak, önlem alınması istendi. Uzmanlar, gribin önemli bir salgın hastalık olduğuna ve birçok kişinin bu rahatsızlıktan dolayı zor dönemler yaşadığına dikkat çekiyor.
Grip aşısı, genel olarak 65 yaş ve üzerindeki bireylerle, grip sonrası hastalık riski olan herkese, 6aylık bebeklikten itibaren yapılmalıdır. Çünkü ağır seyirli hastalık nedeniyle hem işgücü kaybı ve dolayısıyla ekonomik kayıp olmakta hem de özellikle risk gruplarında ölümle karşılaşabilmekteyiz. Aşı yapılması gereken bu yüksek risk grupları şunlardır: 1. 65 yaş ve üstündeki kişiler (özellikle bakımevlerinde kalanlar), 2. Kronik hastalığı olan kişiler: Kronik kalp, akciğer (astımlılar dahil), karaciğer, böbrek hastalığı, şeker hastalığı ve diğer endokrin sistemi hastalığı olanlar, 3. Kronik hastalık dışında bağışıklık sistemleri zayıflamış olan kişiler: Kanserli-lösemili kişiler, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar, organ ve kemik iliği nakli yapılan kişiler, 4. Uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve gençler. Ayrıca risk grubundaki kişilere grip bulaştırabilecek sağlıklı kişilerin de (örneğin hastanelerde yoğun bakım, yenidoğan, nakil, bağışıklığı zayıf hastaların bakıldığı bölümlerde çalışan doktor, hemşire, hastabakıcılar; kreş ve huzurevleri çalışanları; birlikte yaşayan aile bireyleri,...) aşılanması önerilmektedir.Hamile kadınların da, gripten korunmak için gerekli önlemleri alması gerektiğine işaret eden uzmanlar, hamilelik sırasında bulaşan gribin, bebekte ve anne adayında çeşitli komplikasyonlara neden olduğuna işaret ediyor. İlk 3 ayından sonra tüm hamilelere grip aşısı öneren uzmanlar, 6 ayından itibaren bütün bebeklere de grip aşısı yaptırılması gerektiğini kaydediyor.
Aşının yan etkileri var mıdır?:
Aşı, embriyonlu yumurta kesesinden elde edilmektedir; bu nedenle yumurta allerjisi olanlar kullanmamalıdır. Aşı sonrası nadiren, hafif geçen, nezle benzeri bir tablo oluşabilir. Aşı yerinde kızarıklık ısı artışı, hafif ateş kas ağrıları, kırıklık hissi olabilir, 1-2 günde düzelir. Ateşli hastalığı olanlara, bu iyileştikten sonra aşı önerilir. Gebe kadınlarda 3.aydan sonra ve yenidoğan dönemi bebeklerine aşı yapılabilir. AİDS"lilere de aşı yapılabilir.
Grip aşısı nasıl temin edilir ve yapılır?:
Aşı, ticari olarak eczanelerde bulunmaktadır. Recetesiz alınabilir. Fakat bir hekime danışarak yapılması bir çok açıdan faydalıdır. Grip aşısını devlet ödemez. Aşı uygulaması, erişkinlerde omuz kası içine veya cilt altına, 2 .yaşın altındaki çocuklarda uyluğun ön-yan kısmına bir sağlık personeli tarafından yapılmalıdır. Her sene aşı içeriği değiştiğinden o sene üretilen aşı ile aşılanmalıdır. Bu şekilde yapılan aşı, kişiyi 1 yıl kadar gripten korur.
Gripten korunmada nelere dikkat etmeliyiz?:
Grip aşısı olan kimse sadece gribe karşı ve ancak belli oranda korunur. Aşının bağışıklık oluşturmadığı kimselerde ve grip dışındaki diğer solunum yolu hastalıklarında genel korunma tedbirlerine dikkat etmeliyiz. Solunum yolu hastalıklarının (grip, nezle, soğuk algınlığı vb) topluma yayılmasında sağlamlardan çok hasta olanların daha dikkatli ve sorumlu davranması gerekir. Hastalar en azından hastalıkları tamamen düzelene kadar başkalarıyla öpüşmemeli, kucaklaşmamalı ve hatta tokalaşmamalıdır (virus yıkanmamış elde de bulunur). Ayrıca yine hastalar ağız ve burunlarıyla temas ettiklerinde, öksürük hapşırık nedeniyle ellerine sekresyonları bulaştığında ellerini yıkamadan başkalarının kullandığı telefon vb gibi ortak gereçlere temas etmemelidirler. Hastalar ilk 3-4 gün zorunlu değilseler sineme, okul, işyeri, metro, otobüs gibi kalabalık ortamlara girmemeli, evlerinde istirahat etmeli, mutlaka gerekiyorsa başkalarına bulaştırmamak için maske ile sokağa çıkmalıdırlar. En etkili korunma hastaların alacağı bu gibi tedbirlerle olur. Korumada sağlıklı kişilerin alacağı tedbirler: sonbahar-kış aylarında uygun giyim ve beslenmeye dikkat edilmesi; kalın-yünlü sıcak giysiler kullanılması, terli kalınmaması, bol sebze meyve tüketilmesi. Vücut direncini düşüren ve kolayca hasta olmamızı sağlayan etkenlerden uzak durulması; aşırı yorgunluk, alkol, sigara, az ve düzensiz uyku, düzensiz ve tek yönlü beslenme
Yumurta alerjisi olanlar
Uzmanlar, grip aşısının, embriyonlu yumurta kesesinden elde edildiği için yumurta alerjisi olanlar tarafından kullanılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Aşı sonrası nadiren hafif geçen, nezle benzeri bir tablo oluşabileceğini kaydeden uzmanlar, aşı yerinde kızarıklık, ısı artışı, hafif ateş kas ağrıları, kırıklık hissi olabileceğini, bu etkilerin 1-2 günde düzeleceğini belirtiyor. Grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin hiçbir faydası olmadığını da kaydeden uzmanlar, antibiyotiklerin tersine çok ciddi sakıncaları olabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, antibiyotiklerin doktora danışılmadan alınmaması uyarısında da bulunuyor.

 Derleyen
 Mustafa Sezgin